DOĞU ANADOLU’DA URARTU KRALLIĞI DÖNEMİNDE KREMASYON GÖMÜ GELENEĞİ

DOĞU ANADOLU’DA URARTU KRALLIĞI DÖNEMİNDE KREMASYON GÖMÜ GELENEĞİ

I. Giriş

İnsanların ölülerini gömmeye başladıkları en erken tarih günümüzden yaklaşık olarak 40 bin yıl öncesine, yani Neanderthallere değin uzanır. Neanderthaller ölülerini, Avrupa’da görüldüğü üzere kırmızı aşı boyası dökerek hocker pozisyonunda, yada Yakın Doğu’da Şanidar mağarasında tespit edildiği gibi çeşitli şifalı bitkilerle kaplayarak gömmüşlerdir. Bu ilk uygulamalar sonrasında cesetlerin gömülmesi insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak süregelmiş ve süreç içerisinde farklı coğrafyalarda farklı kültürel özellikler temelinde çeşitli gömü gelenekleri ortaya çıkmıştır. Ölü gömme uygulamalarındaki farklılıklara rağmen, cesetler esasında iki temel uygulamaya göre defnedilmiştir. Ölenlerin bedeni ya ceset korunarak yada yakılarak gömülmüştür. Cesetlerin doğrudan gömülmesi anlaşılabilir bir uygulama olarak görülebilmesine karşın, yakma geleneğinin kökenleri ve olası nedenleri tartışmaya açık bir konudur. Bu geleneğin kökeni konusunda geliştirilen öneriler genellikle birkaç esas üzerinde yoğunlaşmaktadır. Eldeki kanıtlar kremasyonun hijyenik ve ekonomik nedenlerden dolayı seçilmiş olabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca, Avrupa Geç Tunç Çağ’ında büyük sayılardaki Urnfield’lerin (Urne Tarlaları) büyük oranda artan bir nüfusu yansıttığı Urnfiel Kültürü için tartışılmaktadır. Dolayısıyla bu örnekte karşımıza yer tasarrufu çıkmaktadır. Aynı şekilde, Motya’da kremasyon yer darlığından uygulanmış gibi görünmektedir .

Tüm bunların yanı sıra ateşin de, su gibi günahlardan arındıran bir yönün bulunması olasılığı, kremasyonun olağan bir uygulama olarak gömü gelenekleri içerisinde yer etmesini sağlamış olabilir. Örneğin, Troia ve Beşiktepe mezarlıklarında bir yaşından küçüklerin yakılmadan gömüldükleri görülmektedir. Bu durumu küçük bebeklerin vücudunun ve ruhunun henüz kirlenmediği inancı ile ilişkili görmek mümkündür. Nitekim bebeklerin yakılmadan daha büyük yetişkinlerle birlikte gömülmesi bu görüşü desteklemektedir . Ayrıca, daha geç dönemde İskit kadınlarının servi, günnük, sedir gibi çeşitli aramotik kokulara sahip maddeleri kullanarak cenaze törenlerinden sonra bir tür arınma ayini gerçekleştirmeleri, erkeklerin ise kenevirin yanarken çıkardığı duman sayesinde arınmaları, ateşin arındırıcılık özelliğinin dolaylı kanıtları olarak alınabilir. İskitlerdeki bu tür arınma törenlerinde su kullanılmaz. Burada su ve ateş-duman arasında bir karşıtlık söz konusudur .

II. Anadolu’da Kremasyon Geleneğinin Kısa Tarihçesi

Kremasyonun Hindistan’daki Ayranların ve Hint-Avrupalı Urnfield Kültürü’nün gömü geleneği olduğu ve Hititlilerdeki Hint-Avrupalı unsurların Osmankayası’nda uygulanan kremasyon geleneğini Anadolu’ya getirdikleri önerilmiştir . Ancak kremasyon geleneğinin Anadolu’daki İlk örneklerine M.Ö. 7. binde Aşıklı Höyükte rastlanmıştır . Yakılmış ceset kalıntılarının pişmiş toprak kapların içerisine konularak gömüldüğü ilk yerleşim yeri ise Eski Tunç III’ün son evresine (Yaklaşık olarak M.Ö. 23-21 yüzyıllara) tarihlenen Gediklidir (Levha 1). M.Ö. 2. binde Batı Anadolu’da Troia, Beşiktepe, Panaztepe ve Müskebi mezarlıklarında ceset gömmelerin yanı sıra urnelerde ele geçmiş yanmış insan kemikleri, Batı Anadolu’da yakma gömme adetinin varlığını ortaya koymuştur (Levha 2). Orta Anadolu’da M.Ö. 2. binde yakma gömme adeti, Konya-Karahöyük , Ilıca (Levha 3) ve Boğazköy’deki Osmankayası ile Bağlarbaşıkayası mezarlıklarında saptamıştır (Levha 4). Osmankayası’ndaki geç evreye ait olanlar ile Bağlarbaşıkayası’ndaki örnekler, Boğazköy’deki yakma gömme adetinin M.Ö. 14. yüzyıla kadar devam ettiğini gösterir. Konya-Karahöyük’te yalnız Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nın geç evresinde görülen yakma adetine göre, kalıntıların toprağa açılan çukura gömülmesi, bazılarının üstünün hiyeroglifli keramiklerle örtülmesi, küllerin ve diğer kalıntıların urneye konduğu Ilıca, Osmankayası ve Bağlarbaşıkayası mezarlıklarından farklı bir uygulamayı yansıtır . M.Ö. 2. binde Güneydoğu Anadolu bölgesinde yalnız Tell Açana’da yakma gömme adeti saptanmıştır (Levha 5). Bütün urneler yerleşim yerinin içerisinde bulunmuştur. Yerleşimdeki en eski kremasyon M.Ö. 15. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen V. yapı katındadır. V ve IV. yapı katlarında birer örnekle temsil edilen bu adetin, Geç Tunç Çağında sayıca çoğaldığı görülmektedir. Toplam 10 adet urne Tell Açana’daki kremasyon geleneğinin yaygın olmadığını gösterir . M.Ö. 2. binde Anadolu’da saptanan ikinci gömme türü olan kremasyon geleneği kronolojik sıraya göre: Asur Ticaret Kolonileri Çağı geç evresinde Konya-Karahöyük’te, Eski Hitit Dönemi’nde Ilıca ve Gözlü Kule’de, Asur Ticaret Kolonileri Çağı geç evresi\Eski Hitit Dönemi’nde-M.Ö. 14. yüzyılda Osmankayası’nda, M.Ö. 16-12 yüzyılda Tell Açana’da, M.Ö. 14. yüzyılda Bağlarbaşıkayası’nda, M.Ö. 14-13 yüzyılda Troia, Panaztepe ve Müskebi’de, M.Ö. 13. yüzyılda Beşiktepe’de saptanmıştır . Bugünkü veriler ışığında Anadolu ve Yakındoğu’daki kremasyonun gömülerin kronolojik ve coğrafi dağılımı, bu geleneğin Anadolu’ya güneyden geldiği izlenimini vermektedir . Nitekim kremasyon Filistin’de Proto-Urban döneminden beri uygulanmıştır. Yakındoğu’da kremasyon geleneği ilk olarak Proto-Urban A döneminde Gezer, Jericho ve Ala Safat’ta, Mezopotamya’da Halaf Dönemi’nde Yarım Tepe’de saptanmıştır . Semitik dinsel konseptin kremasyon gömü geleneği ile ilişkisi bulunmadığı ve bu geleneğin bir yerleşimde bulunmasının Sami kökenli olmayan yabancı grupların istilası ile ilişkili iyi bir kanıt olduğu varsayılmıştır. Demir Çağ’dan önce Levant ve Mezopotamya’da sınırlı kremasyon örnekler genellikle yabancı sakinlerin gömü gelenekleri olarak yorumlanırken, Demir Çağ döneminde Levant’ta kremasyonun yaygınlaşması Deniz Kavimleri’ne atfedilmiştir. Deniz Kavimleri’nin Hama’yı ele geçirmesi ve Alalakh’ın, Kargamış ve Tell Sukas yıkımı ve hemen arkasından bu yerleşimlerde kremasyonun görülmesi, geleneğin Deniz Kavimleri halkları tarafından getirildiği önerisinin yapılmasına neden olmuştur . Ancak Levant bölgesinde Deniz Kavimleri göçleri öncesine tarihlenen kremasyon gömülerin bulunması ve bu gömü geleneğinin Halaf Dönemi itibariyle Mezopotamya’da uygulanması söz konusu yaklaşımı geçersiz kılmıştır . Birinci binde Anadolu’da kremasyon geleneği Fryglerle devam etmiştir. Fryg soyluları ölülerini ya kayalara oyulmuş mezarlara ya da tümülüslere gömdürmüşlerdir. M.Ö. 9 yüzyılın sonları ve M.Ö. 8. yüzyılın başlarından, M.Ö. 6 yüzyılın ortalarına değin kullanıldıkları sanılan tümülüslerin büyük bir bölümü Gordion’dadır. Toplu Fryg tümülüslerine Gordion’dan başka Ankara ve Yozgat’ın güneydoğusundaki Kerkenez Dağı’nda da rastlanır. Ölüler tümülüslerdeki ahşap odalara önceleri yakılmadan ahşap sedirler üzerine uzatılmış, M.Ö. 7. yüzyılın sonlarından itibaren de, büyük bir olasılıkla batıdan, Yunanistan üzerinden gelen etkilerle yakılmaya başlanarak gömülmüştür . Örneğin, Anıtkabir alanında bulunan 1 nolu tümülüsün (Levha 6) ahşap teknesinin kuzeydoğu köşesinde bulunan bankın batı yönünde ve teknenin kuzey kenarı boyunca yerleştirilmiş 8 toprak kaba rastlanmıştır. Tahrip olmuş durumdaki kapların bazılarının içerisinde kül ve küle benzeyen maddeler görüldüğü gibi bazıları da boş ele geçmiştir . Aynı alandaki 2 nolu tümülüsün (Levha 6) mezar çukurunun tam ortasında beş tane olduğu anlaşılan kırmızı ve gri renkli kaplar tespit edilmiştir. En sağlam durumda ele geçirilen ve soluk kırmızı olan kabın içinde insan külü bulunmuştur. Bu kabın altındaki ve yanındaki tüm kaplarda kül tespit edilmemişse de kırmızı olduğu görülen ikinci bir kapta da kül belirlenmiştir. Mezar çukurunun doğu-kuzey köşesine çok uzak olmayan bir yerinde ve biri birinden 60 cm. aralıklı bulunan ve asıl kaba makara ile perçinlenen iki tunçtan iki kulpun altında ve çevresinde yanık kül izleriyle insana ait olduğu anlaşılan küçük kemik parçaları da bulunmuştur . Her iki tümülüste de iskelete rastlanmamıştır. Ölüler yakılarak gömülmüşlerdir . Fryg soyluları görkemli tümülüslere gömülürken, halk örneğin Pazarlı’da kale içindeki basit toprak mezarlara gömülmüştür. Boğazköy’de ise yine kent içine olmakla birlikte ölüler yakılıp, külleri küpler içine konularak gömü yapılmıştır. Bu gömüler geç Fryg dönemine aittir . Kremasyon gömü geleneği Urartu’nun çağdaşı ve komşusu Asur’da da uygulanmıştır. Asur’da kremasyon gömüler urnelere yapılmıştır (Levha 7). Urneler çömlekler veya derin kaselerden oluşmakta ve ağızları yine kase gibi kaplarla kapatılmaktadır. Asur’da urnelerin ilk grubuna çocuk cesetleri konurken ikinci gruptaki urnelere kremasyon gömüler yapılmıştır. Çocuk cesetlerinin konulduğu urnelerin sayısı altıdır . Az sayıda olmasına rağmen, kül ve yanmış kemik kalıntıları içeren Urnelerin doğruladığı gibi kremasyon Asur’da da olağan bir uygulamadır. Asur’da kremasyon içeren 10 urne bulunmuştur. Bu urne kremasyon gömüleri kısmen arkaik tabakalardan, kısmen Eski Asur ve kısmen de Yeni Asur Dönemi’nden çıkmıştır .

III. Urartu Krallığı’nda Kremasyon Geleneği

Iğdır, Arin-Berd, Nor-Areş ve Altıntepe nekropollerinin bulunması ile birlikte, Urartulular’ın kremasyonu normal bir gömü biçimi olarak kullandıkları anlaşılmış, ancak bu geleneğin yalnızca halk yada Urartu kökenli olmayan kimselerce benimsendiği kabul edilmiştir . Ancak özellikle Adilcevaz ve Patnos yörelerindeki Urartu nekropollerinde yapılan araştırmalar inanılanın aksine kremasyonun yalnızca halk tabakaları tarafından değil, yönetim aygıtını elinde bulunduran Urartu soylularınca da kullanılmış olabileceğini göstermiştir. Urartulularda soyluların gömüldüğü kaya mezarların dışında, halkın mezar türlerini taş sandık mezardan urneye, kaya yarığından toprak altına değin değişen bir çeşitlenme vardır. Öğün bu çeşitliliği şu şekilde sınıflandırır:

I. Çok odalı kale içi mezarlar

A.Kayaların içine yapılmış olanlar
B. Yeraltı oda mezarları

II. Tek odalı kale dışı mezarlar

A.Yeraltına mezar odası olarak yapılanlar
B.Kayaların içine oyulmuş olanlar
C.Mağara mezarlar

1.Doğal mağaralar
2.Mağara işçilikli olanlar

D.Diğer gömü şekilleri

1.Urne mezarlar
2.Ceset gömüler

Bu sınıflamadan da anlaşıldığı üzere Urartu’da İnhumasyon ve Kremasyon olmak üzere esasında iki gömü biçimi olduğu görülmektedir:. Kremasyon gömüler urnelere, doğrudan toprağa ve kaya oyuklarına yapılmıştır. Urneler genellikle kayalara oyulmuş mezar odalarına veya mezarlardaki nişlere bırakılmıştır. Vücutlar odun ateşi kullanılarak üzerlerindeki süslemeleri ile yakılmış, cow-dung ile kurutulmuştur. Sonrasında kemikler bir taş ile dövülerek ezilmiştir. Genellikle metal objeler, örneğin kemerler, ok uçları ve benzerleri ezilmiş ve urnelerin yanına bırakılmış veya ufalanmış kemikler ve ceset külleriyle beraber, kırılarak urnelerin içine konmuştur. Güvenli bir saklama için urnelerin ağzı bir tabak veya kase veya küçük bir keramik parçasıyla kapatılmıştır. Bununla beraber, mezar odalarına yerleştirilen urnelerin ağızlarının kumla dolma olasılıkları bulunmadığından açık bırakılmış olmalıdır .

Urartu Krallığı’nda kremasyon uygulamasını görüldükleri mezar türlerine göre aşağıdaki başlıklar altında incelemek mümkündür.

A. Kaya Mezarlarına Yapılan Kremasyon Gömüler

1. Van Kalesi Kremasyon Mezarı

Van Kalesi kremasyon mezarı (Levha 8), Urartu Krallığı’nın başkenti Tuşpa’nın üzerinde yükseldiği kayalığın güneydoğu ucunda yer almaktadır. Mezara ulaşan giriş muhtemelen kayalara oyulmuş kuzeydoğu-güneybatı yönündeki merdivenler ile sağlanmaktadır. Merdivenlerin mezara ulaştığı kesimde, biri kaya odasının önünde diğeri bunun batısında olmak üzere kayaya oyulmuş iki açık platform yer alır. Batıda yer alan platform 1 metre yüksekliğinde boydan boya bir basamakla ikiye ayrılmıştır. Güneydeki yani öndeki dar olan kısımdan kuzeydeki esas platforma çıkış, kuzeybatı köşedeki 0.50×0.50 metre boyutlarında ve 0.60 metre yüksekliğinde bir basamakla sağlanmıştır. Batıdaki bu platform ile kaya odasının önünde yer alan platform arasında 2.80 metrelik bir seviye farkı vardır. İki platform arasında doğrudan bir merdiven bağlantısı yoktur. Batıdaki platformdan, kaya mezarı önünde bulunan platforma, mezara giden ana merdiven kullanılarak ulaşılabilir. Kaya mezarının güneye bakan cephe kısmında 0.60 (dıştan), 0.70 metre (içten )x1.03 metrelik dikdörtgen bir kapı yer alır. 1.50 metre derinliğindeki kapı geçidi bir koridor görünümündedir. Kapı geçidinin batı yan duvarı üzerinde ve doğu köşede geçidin tabanına açılmış bulunan iki oyuk kapı geçidini kapatmaya yönelik olarak tasarlanmış kanat düzenine ait olmalıdır. Kapı geçidinden dikdörtgen planlı, 4.10×7.00 metre boyutlarındaki mezar odasına ulaşılır. Taban ve 3.25 metre yüksekliğindeki tavan düzdür . Mezar odasının iki kısa ve kapı geçidinin karşısında bulunan uzun duvarına, oda tabanından 1 metre yükseklikte yer alan dikdörtgen planlı üç büyük niş oyulmuştur. Kuzeydeki büyük nişin tabanında 38, batı ve doğudaki nişlerin tabanlarında ise 20’şerden 40 adet oyuk bulunmaktadır. Oyuklar ortalama 0.16 metre çapında ve 0.03 metre derinliğindedir. Nişlerde yer alan bu çukurlar ikili sıralar halinde yapılmışlardır. Mezar odasının Kuzeybatı İran’daki Karnıyarık kaya odası dışında paraleli bulunmamaktadır .

2. Günbuldu (Maya) Kaya Mezarları

Günbuldu köyü Diyadin’in 9 kilometre güneybatısında yer alır. Maya deresinin kenarına kurulmuş köyün hemen batısında yükselen kayalık alan Mağara Tepe olarak anılmaktadır. Dere yatağından yaklaşık 160 metre yükseklikte kayalık tepenin güney yamacındaki düzgün cephesi üzerinde çok sayıda kaya odasına rastlanmıştır (Levha 9). Tepenin güney eteğinde tabana yakın düzeyde oyularak oluşturulmuş kaya odalarına dıştan giriş tektir. İç kısma, tavanları düz olan çeşitli boyutlarda odalar inşa edilmiştir. Girişteki ana odanın kenarlarına sekiler, batıdan ikinci odanın iç duvarına değişik boylarda nişler yerleştirilmiştir . Bu yapılar muhtemelen mezar odası olarak inşa edilmiş olmalıdırlar . Kaya yüzeyinde bulunan çok sayıdaki mezar odası biri birine büyük benzerlik gösterir. Bunlarda bir kısmı tek, bir kısmı da bir kaç bölmeden oluşmaktadır .Giriş genelde kısa ve dikdörtgene yakın olmasına karşın, bir odaya da ince uzun bir geçitle sağlanmıştır. Kayalık alanın üst kısmında, cephede yer alan bir bölümünün duvarlarına Urartu kaya oymacılığında pek çok örnekleri görülen nişler yerleştirilmiştir. Aynı odaların pek çoğunda sekiler vardır. Bir kaç kaya odası ise yerden 5-8 metre yükseğe yapılmıştır. Bu özellik nedeniyle de odaların her zaman kullanılmadığını ve sadece ölü gömme için inşa edildikleri söylenebilir .

3. Şirinkale Kaya Mezarları

Erzincan’ın Tercan ilçesinin 2 kilometre güneybatısındaki Şirinkale’de iki mezar bulunmaktadır. I. ve II. nolu mezarlar dik bir kaya yükseltisinin etek kesimine inşa edilmiştir.

a. Şirinkale I

I. mezarın (Levha 10) dışarıdan görülen eşiği 1 metre uzunluğunda, 0.70 metre eninde ve 1.20 metre yüksekliğindedir. Mezar çok odalı kaya mezarları grubuna dahildir . I. mezarın A odası dört köşelidir. Arka duvar öndekinden 0.20 metre daha uzundur. Mezarın güney duvarı 3.35 metre, kuzey duvarı 3.60 metredir. Duvarlar ve tavan itinalı yapılmamıştır. Odanın ortasında düzgün olmayan bir çukurluk bulunmaktadır. Aynı odanın güney duvarında ise altı çukurluk yer almaktadır. B odasına giriş form ve büyüklük bakımından A odasının girişine benzemektedir. B odası A odasından biraz farklıdır . Dört köşe biçimindeki duvarları nişlidir ve daha düzensizdir. Odanın duvarlarında 16 niş yer almaktadır. Odanın kuzey duvarının doğu ucunda 1.18 metre boyunda tek bir niş bulunmaktadır. Nişler, zeminin 1.20 metre kadar yukarısındadır. Nişlerin üst kesimleri yuvarlak olarak biçimlendirilmiştir .

b. Şirinkale II

II. mezar (Levha 10), I. mezarın sol tarafındadır. Doğu kesimde yer alan giriş, I. mezara benzer ve basittir. Giriş 0.70 metre genişliğinde, 1.10 metre yüksekliğinde ve 0.30 metre derinliğindedir. Eşiğin önünde 0.20 metrelik bir basamak bulunmaktadır. Mezar tek odalıdır ve 3.90 x 3.15 metre boyutlarına sahiptir. Mezarın batı duvarında 0.30 metre eninde, 0.30 metre yüksekliğinde bir seki bulunmaktadır. Mezar odasında yer alan niş ise 1.90 metre derinliğinde, 1.80 metre yüksekliğindedir. Arka duvara yakın konumda 2 sıra halinde 14 çukur bulunmaktadır . Çukurların çapı yaklaşık olarak 0.10 metredir. Nişin kuzeybatısında 0.30 metre uzunluğunda 0.25 metre genişliğinde dikdörtgen bir çukur bulunmaktadır .

Şirinkale I. mezarının B odasının duvarları nişlidir. Aynı durum Tuşpa’daki Argişti mezarının odalarında, Kayalıdere’nin 5 ve 3. odalarında ve Palu’nun 3. odasında da görülmektedir. Sangar 3 ve Doğubeyazıt’ta da iki duvarda niş bulunmaktadır. Bu özellik Urartu mimarisine özgüdür .

4. Atabindi Kaya Mezarı

Atabindi mezarı (Levha 11) Ağrı’nın Tutak ilçesinin Atabindi köyünün 5 kilometre kuzeydoğusundaki kayalık tepede yer alır. I. Mezar kuzey-güney yönünde uzanan kayalığın güneydoğu ucundadır. Mezara giriş üsttendir ve dört odalıdır. Mezara 13 basamaklı bir merdivenle inilir. Mezar Ortaçağda kilise olarak kullanıldığından kimi değişiklikler yapılmıştır. 2.12×3.30×3.13 metre ölçülerindeki giriş odasından, tek silmeyle çevrelenmiş 0.79×1.53×1.00metrelik bir kapıyla ön odaya geçilir. 5.52×2.70×5.00 metre boyutlarındaki ana odanın tüm duvarları, tabandan 1.80 metre yukarıda bulunan 0.50×0.30×0.50 metre ölülerinde toplam 36 niş açılmıştır. Bunların sıklığı kuzey ve doğu duvarlarında birer boşlukla aralanır. Üstü kemerli nişlerin çoğunun dibinde yuvarlak oyuklar bulunur. Ana oda yine tüm duvarları boyunca 0.50 metre yüksekliğinde ve 0.50 metre genişliğinde bir sekiyle çevrelenmiştir. Bu uygulama sadece kapı açıklıklarında kesintiye uğrar. Güney duvarı 0.10 metrelik bir silmeyle ön odadan ayrılır ve 2.20 metre genişliğinde, 1.20 metre derinliğinde, kendi içinde kapalı bir niş oluşturur. Tabanında 0.35 metre çapında bir çanak, sağ köşesi önünde .10 metrelik bir oyuk vardır . Ana odadan, boyutları 1.84×1.72×1.98 metre olan bir arka ve 1.40x 1.72×1.75 metre tutan bir yan odaya geçilir. Mezarın kuzeybatısında olanın mimari öğeleri, 0.75 metre çapında ve görünen derinliği 1.10 metre olan bir kuyu ile batı duvarı ortasında yerleşik, düz tabanlı, biçimsiz bir oyuktur. Kuzeydoğu duvarında 0.80×1.30×1.00 metre ölçülerindeki bir kapıyla girilen oda ise, üç duvarında ikişer niş ile ön oda geleneğini sürdürürken, oda genişliğince açılan kuyusuyla arka odaya benzer. Mezarın tavanını oluşturan kayalıkta çok sayıda ve farklı biçimlerde kaya oluğu bulunmaktadır. Aynı alanda mezar ana odasında açılan bir delik vardır .

5. Alişar Kaya Mezarı

1859 yılında Erivan’dan Hermitage müzesine gönderilen küçük bir eski eser koleksiyonu içerisinde bulunan Fransızca bir mektupta Alişar kaya mezarının (Levha 12) anlatımları bulunmuştur. Gönderilen eserler 9 bronz objeden oluşmaktadır. Envanter insan gövdeli kuş formundaki bir kazan tutamağı, yuvarlak olarak biçimlendirilmiş boğa kafalı bir tabak tutamağı, boğa ayağı biçiminde bir masa-sandalye ayağının parçası, üç çan, iki gem, bir bilezik yada kabın parçasını içermektedir. Hermitage’ye gönderilen eserlerle birlikte bulunan çizim ve imzasız Franzsıca mektuptaki anlatım şöyledir: Çizim, Alişar’ın Cossack garnizonundan iki verst uzakta, Eski Sovyetler Birliği sınırlarının ötesinde uzanan ovadan yaklaşık olarak 250 feet yüksekliğinde bir kayalığı betimler. Aras, kayalığın çeyrek verst kadar uzağından akar. Kayalığın eteklerinde konaklayan Kürtler kayalığın doruğundaki iri taş parçalarını temizlemiş ve birinci mezar odasının çatısını oluşturan işlenmemiş üç büyük taş ortaya çıkartmışlardır. Kürtler odanın içine girebilmek için taşların ortasından bir geçit açmış ve aşağıya inmişlerdir. Oda hemen hemen tamamıyla toprakla dolu durumda tespit edilmiştir . Oda belirli bir derinliğe kadar temizlendikten sonra 7 kare niş ortaya çıkartmışlardır. Her bir nişte bir kap ele geçmiştir. Yukarı sonda ortaya çıkartılan bir kapı geçidi tavanı kemerli, düzenli bir forma sahip olmayan diğer bir odaya açılır. Birinci odadan daha aşağıda bulunan bu oda aşağı doğru iner ve kayalığın eteklerindeki üç odaya geçit verir. Petersburg’a gönderilen objelerin tümü birinci odadan ele geçmiştir. 7. odada yılan başına benzer biçimde şekillendirilmiş bronz objeler, kolyelere ait boncuklar bulunmuştur. Ancak Piotrovsky Fransızca mektupta tanımlanan söz konusu mezarın 7 veya daha fazla değil, iki odalı bir mezar olduğunu belirtmektedir .

6. I. Argişti Kaya Mezarı

Horhor olarak da bilinen I. Argişti kaya mezarı (Levha 13), Van Kalesi’nin en batı ucunda yer alır. Mezara kayalık yüzeye açılmış 24 basamaklı mezar yoluyla ulaşılır. Yolun başlangıcında mezar yoluna egemen konumda, 1.05×0.80×1.00 metre boyutlarında bir odacık açılmıştır. Mezarın girişinde I. Argişti’nin kronikleri yer alır. Düzeltilmiş kaya yüzüne açılmış iki geçişli silmeli anıtsal kapının genişliği 0.90×1.10, derinliği 1.84, yüksekliği 1.90 metredir. Giriş yanlarında kapı kantlarına ilişkin döşemler yanında girişin batı yanında duvara oyulu bir panel ve içinde buraya yerleştirilen plakaya ilişkin 6 tutturma deliği vardır. Eşikten 0.50 metre derinde yer alan ana oda 10.50×6.05×3.52 metre boyutlarındadır. Ana odanın her iki duvarında ikili düzenlemeler halinde on niş yer alır. Nişler yaklaşık olarak 0.80×0.50×1.00 metre ölçülerindedir. Girişin karşısında bulunan iki niş, üç yanlarını çeviren silmeleriyle diğerlerinden farklıdır. Bu nişlerin önünde, tabanda, 2.60×2.10 metrelik bir alan çizilerek belirlenmiştir. Odanın kuzeybatı köşesinde 1.10×1.10 metrelik benzer ikinci bir döşem yer alır. Karşı duvarın üst köşesinde, duvarın yarısında başlayıp tavanda biten, biri birinden farklı boyutlardaki basamaklardan oluşan bir merdiven açılmıştır. Ana odanın tüm duvarlarında niş ve girişler arasında kalan boşluklara standart ölçülerde, kavisli yanları olan, ortaları delikli gül motifleri çizilmiştir. Bu mimari bezeme diğer odalarda da tekrarlanır. Ana odanın yan duvarlarında birer, arka odalarında iki olmak üzere toplam dört kapıyla dört odaya geçit verir. Tüm kapılar 1.00×1.10×2.00 metre ölçülerindedir. İlk yan oda 3.40×2.75×2.60 metre; doğu arka oda 3.65×3.00×2.70 metre; batı arka oda 3.60×3.00×2.70 metre; batı yan oda ise 3.60×3.10×2.70 metre boyutlarındadır. Üç nişli batı yan oda dışında tüm odalar dörder nişlidir. Yan odaların dördü de girişlerinden, niş sayısı ve konumlanışları ile oda boyutlarına varıncaya dek biri birilerine benzemektedir. Sadece batı yan oda, niş olması gereken yerde batı duvarından bir arka odaya geçit vermekle benzerliği bozar. Buradan geçilen kuzeybatı köşede yer alan arka oda, her duvarında üçerden dokuz nişi ve 5.70×10.00×4.30 metre boyutlarıyla diğer odalardan farklıdır .

7. Palu Kaya Mezarı

Palu’da bulunan III. kaya mezarı (Levha 14) içerisinde bulunan niş dolayısıyla kremasyon gömü yapılan kaya mezarları sınıfına dahil edilebilir. III. mezar kalenin kayalık yüzünün kuzeybatısına açılmıştır. Menua yazıtının yanından inen basamaklarla ulaşılır. Yolun bitiminde mezarın doğu yanında yer alan niş için düzlük bir alan vardır. Mezar 2.90×2.60×2.35 metre boyutlu bir ana oda ve 2.20×1.73×2.58 metre ölçülerinde bir arka odadan oluşur. Üç yandan silmeyle çevrelenmiş bir girişle ana odaya geçilir. Odanın yan duvarlarında düz bitimli iki, arka duvarında ise üçgen biçimli sonlanan bir niş yer alır. Arka duvardaki niş kavisli yapısıyla diğerlerinden ayrılırken, dördü biçim ve ölçü olarak benzerdir. Ana odadan ikinci bir kapıyla arka odaya geçilir .

8. Doğubeyazıt Kaya Mezarı

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinin 5 kilometre doğusunda bulunan kalenin güneydoğusundaki sarp kayalığın dibinde, yerden yaklaşık olarak 8 metre yukarıya açılmıştır. İki katlı mezarın (Levha 14) her bir katında bir oda bulunur. Kaya yüzeyine açılmış derin bir kapıyla, 2.80×4.38×1.80 metre boyutlarındaki üst odaya girilir. Odanın kuzeybatı ve güneydoğu duvarlarında 0.89×0.36x.60 metre boyutlarında kare biçimli iki niş yer alır. Üst odanın kuzeybatı yarısında bulunan bir taban açıklığıyla alt odaya inilir. Alt oda 2.00 metre çapında bir oda ve L biçimli bir koridordan oluşur. Mezarın en önemli yanı giriş çevresine düzenlenmiş kabartmalardır. 3.00 metre yüksekliğinde ve 3.35 metre enindeki kabartma alnının solunda mezar girişine yönelik olarak bir keçiyi sunu olarak getiren bir kişi, girişin sağında ise aynı yöne yönelik sunu sahibi görünemeyen tanrıya doğru yönelmiştir .

9. Hasanova Kaya Mezarları

Erzurum’un Karayazı ilçesinin, Elmadere bucağının 6 kilometre doğusunda, Hasanova köyünün 500 metre batısındaki alçak kayalıklarda yer alır (Levha 15). Bu alanda 2 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Söz konusu mezarların bulunduğu yerin 5 kilometre batısındaki Ziriçkale kayalıklarının güney yüzüne açılmış bulunan diğer bir kaya mezarı daha vardır. Mezar iki odalıdır. Mezarın girişinin tabanında bulunan eşik izleri, kapının 0.60×0.60×0.80 metre boyutlarında olduğunu göstermektedir. Ana odanın boyutları 3.45×4.35×1.90 metredir. Odanın kuzey duvarında üç niş vardır. Odanın üç duvarı bir seki tarafından çevrelenmektedir. Mezarın yan odasına batı duvara açılmış bulunan bir kapıyla geçilir. Yuvarlağa yakın plana sahip odanın çapı 1.70 metre civarındadır. Odanın tabanının güneyinde 0.25 metrelik bir oyuk ve kuzeybatı duvarı dibinde 0.25×0.10×0.15 metre boyutlarında, içinde ikinci bir oyuk bulunan bir niş yer alır .

10. Sürbahan Kaya Mezarı

Erzurum’un Pasinler ilçesinin 15 kilometre kuzeyindeki Sürbahan köyünün 3 kilometre batısındaki kayalıklarda Sürbahan kaya mezarı yer alır. Mezar baraj yapım çalışmaları esnasında tahrip olmuştur. Çevreye dağılmış parçalardan anlaşıldığı kadarıyla bazı duvarlarında nişler bulunan mezar, anlatılanlara göre bir ön ve bir arka odadan oluşmaktadır .

11. Kayalıdere Kaya Mezarı

Kayalıdere A mezarı (Levha 16) yukarı sitadelin güney sonunda, kayalığın dikleştiği ve sayısız yarıkların birleştiği yerde konumlanmıştır. Mezara girişi ana kayaya oyulan bir geçiş ile sağlanmıştır. Giriş işlenmemiş taşlarla doldurularak mühürlenmiştir. Mezarın girişini gizlemeye dönük tasarlanan girişim uçurumun dibi boyunca uzanan bir duvar ile bitirilmiştir. Bu duvarın bir kısmı girişin başlangıcının hemen solunda korunmuştur . Kapı geçidi dikdörtgen biçimindedir. Kapının genişliği ortalama olarak 0.98 metre, yüksekliği 1.96 metredir . 6 odadan oluşan mezarın yan odalarının kapıları da taş bloklarla kapatılmıştır. Aslında mezar 6’dan fazla odaya sahiptir. Ancak diğer odalar kazılamamıştır. 3. odanın kuzeybatı köşesinde kaya oyulmuş bir lahit vardır . Odanın duvarlarında 6 niş vardır. Nişler dikdörtgendir ancak üst kesimleri kavislidir . 4. oda küçüktür ve niş içermez. 5. oda 8 nişe sahiptir. 1. odadan ulaşılabilen 6. odanın zeminine sayısı 33’den az olmayan, küçük kase biçiminde, yuvarlak olarak şekillendirilmiş oyuklar açılmıştır .

12. Kaleköy Kaya Mezarı

Tunceli’nin Mazgirt ilçesinin 11 kilometre güneyinde bulunan iki odalı bir mezardır (Levha 17). II. Rusa’nın yazıtının batı kesiminde bulunduğu mezar dışta ve içte birer basamaklı kapı eşiğine sahiptir. Ana odanın ölçüleri 3.64×2.50×5.87 metredir. Arkaya doğru daralan odanın arka duvarına bir niş bulunur. Özenle düzeltilmiş oda tabanında, odanın batı yarısında yoğunlaşmış çapları 0.10-0.25 metre arasında değişen 5 çanak bulunur. Ana odadan bir kapı aracılığıyla ulaşılan ikinci odada birisi urneler için tasarlanmış iki niş yer alır .

13. Sangar Kaya Mezarı

Ana oda ve iki yan odadan oluşan Sangar kaya mezarına (Levha 17) sitadelden aşağıya doğru inen merdivenlerle ulaşılır. Ana odası 5.45×3.90×3.15 metre boyutlarına sahip mezarın kapı girişi kuzey kesime açılmıştır. Ana odanın doğu kesiminde yer alan iki kapı, iki yan odaya geçit (C ve D) verir. Ana odanın batı duvarın üç niş yer alır. Batı duvarda bulunan nişler kuzeyden güneye doğru giderek alçalır. Ana odanın güney duvarının doğu kesiminde 2.30×1.30×2.00 metre boyutlarında büyük bir niş daha vardır. Aynı nişin ortasında daha küçük boyutlu bir başka niş daha bulunur. Mezarın C odasında da bir niş vardır .

14. Diğer Kaya Mezarları

Ağrı ilinin Tutak ilçesinin Dönertaş köyü yakınındaki kaya mezarı (Levha 18) tüm duvarlarında aynı boyut ve aralıklarla toplam 22 niş dizilidir . Muş’un Malazgirt ilçesinin 22 kilometre kuzeyindeki Yeniköy’de (Levha 18) iki nişli , Tunceli’nin Mazgirt ilçesinin 30 kilometre doğusundaki Bağın’da, 1. mezarda (Levha 18) bir nişli , Elazığ’ın Harput ilçesinin 19 kilometre kuzeyindeki Erbildi köyünde iki nişli (Levha 18), Iğdır’ın 15 kilometre kuzeydoğusundaki Karakoyunlu köyünde bir nişli ve Ağrı’nın Tutak ilçesinin 53 kilometre uzağındaki Dayıpınarı köyünde bir nişli (Levha 18) kaya mezarları bulunmaktadır.

B. Toprak Altına İnşa Edilen Mezarlar Odalarına Yapılan Kremasyon Gömüler

1. Kuruçay Yer altı Oda Mezarı

Kızılkaya’nın 3 kilometre kuzeyinde, Patnos’tan 11 kilometre uzakta Kuruçay tepesinde bir çok mezar ortaya çıkarılmıştır. Mezarlık alanı Liç köyünün 300 metre kuzeyindedir. İlk olarak 1972-73 yılında köylüler tarafından kazılarak tüm alanda 6 mezar ortaya çıkarılmıştır. Aynı mezarlık alanında ayrıca 3 adet tek kişilik inhumasyon gömü, urne mezarlar ve 3 at iskeletli bir hayvan mezarı bulunmuştur. Liç’in oda mezarları Altıntepe II ve Kuşçu mezarları ile benzerlik göstermektedir. I. oda mezar (Levha 19) Kuruçay tepesinin güneyinde açılan bir çukura inşa edilmiştir. Mezar Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusundadır. Mezar duvarları 0.60-0.70 çapında ve 1 metre büyüklüğünde taşlardan inşa edilmiştir. Dromos 100×0.62x105x0.50 metre boyutlarındadır. Düzensiz dikdörtgen formdaki dromosundan 1 metreden fazla derinliği olan 0.45 metre eninde 0.60 metre yüksekliğindeki bir kapı geçişiyle ana odaya girilir. Ana oda 230×163 metre boyutlarında dikdörtgen yapıdadır. Duvarların kalınlığı 0.60 ile 120 metre arasında değişmektedir. Mezar odası yaklaşık olarak 130 metre yüksekliğindedir. Arka tarafta duvar içinde iki niş vardır. Doğudaki sağ niş soyguncular tarafından fark edilememiştir. Bu yüzden içinde bir urne tespit edilmiştir. Nişler yaklaşık olarak 0.40 metre eninde, 0.38 metre yüksekliğinde ve 0.50 metre derinliğindedir. Nişler tabanın 0.50-0.60 metre üzerinde yer alır. Liç mezarlık alanındaki mezarlardan sadece bu oda mezarda niş tespit edilmiştir .

2. Dağalan Yer altı Oda Mezarı

Dağalan, Süphan Dağı’nın kuzeyindeki tepenin eğimli kesiminde, Sarısu’nun 1 kilometre güneyinde yer alır. Büyük kaya blokları ile kapatılmış mezar soyulmuştur. Arka oda dört köşe formundaki taşlardan inşa edilmiştir. Yan duvarlarında duvar içine yapılan nişler yer alır .

3. Kamışlı Yer Altı Oda Mezarı

Aşağı Kamışlı köyü Patnos’un 12 kilometre güneyindedir. Mezar soyulmuştur. Burada iki oda mezar tespit edilmiştir. Oda mezarın bir kısmı kayaya oyularak inşa edilmiştir. Mezarların birinde belirli bir şekle sahip olmayan küçük dromos yer alır. Dromosun yan duvarları bazalt taşlarından yapılmıştır. Kapı tarafı özenle inşa edilmiştir. Girişin üst tarafı çerçevelidir. Dikdörtgen bir kapı ile oda mezara girilir. Odanın yan duvarları bazalt taşlarından inşa edilmiş, araları ise çamur ve çakıl taşı ile doldurulmuştur. İki yan duvarda da Dağalan’daki gibi birer niş vardır. Oda kaya blokları ile örtülmüştür. Mezar, 3.34 metre uzunluğunda ve 1.95 metre genişliğindedir. Sağ yan duvardaki niş 0.40 metre eninde ve derinliğindedir. Sol yan duvarda da önde 0.39, arkada 0.55 metre genişliğinde ve 0.69 metre derinliğinde niş vardır .

4. Yukarı Göçmez Yer Altı Oda Mezarı

Patnos’un 8 kilometre kuzeyindeki bulunan Yukarı Göçmez köyünün 500 metre kuzeydoğusunda bulunan Urartu kalesinin güney ve güneybatı eğiminde 16 oda mezar vardır. Yukarı Göçmez oda mezarları kayaya yapılmış oda mezarlardır . Oda Mezarı I (Levha 19) dikdörtgen bir dromosa sahiptir. mezarın kuzey duvarına yapılan merdivenin aşınma nedeniyle çok kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kapı özenli bir şekilde çerçevelenmiştir. Mezar kapısını kapatan 0.52×1.15×0.15 metrelik kapak taşı tespit edilmiştir. Giriş kubbelidir ve arkaya doğru genişler. 0.63 metre yüksekliğinde, 0.67 metre enindeki kapı açıklığından 0.70×0.38 metrelik iki basamakla ana odaya ulaşılır. Oda 4.92 metre uzunluğunda, 3.87 metre eninde, 1.82 metre yüksekliğindedir. Sağ yan duvardaki niş 0.53 metre yüksekliğinde, 0.57 metre eninde ve 0.37 metre derinliğindedir. Solda da bir niş bulunur. Arka kesimdeki niş daha büyüktür .

5. Adilcevaz Düzlükteki Yer Altı Oda Mezarları

Adilcevaz’ın Durakbur mahallesinin doğusunda bir Urartu mezarlığı keşfedilmiştir. Süphan Dağı’nın güneye, Van Gölü’ne bakan eteklerindeki taşlaşmış lavların içine yapılmış mezarların bir kısmı lav kayaları oyularak, diğer bir kısmı ise kayalıktaki doğal oyuklar genişletilerek oluşturulmuştur. Aynı mezarlıkta bu tür basit mezarların yanı sıra lav kayalığı içine açılmış oda mezarlar keşfedilmiştir.Oda mezarların ön kısmında düzensiz dikdörtgen biçimli dromoslar bulunmaktadır . Dromoslar, mezarların bulunduğu yamacın alçak kısımlarına açılmıştır. Yamacın yüksek kısmının altında bulunan mezar odasına dromosun yan yüzlerinden birinde yer alan kapıdan girilir. Bu kapı yassı bir kapak taşı ile kapatılmıştır. Kapı eşiğinin önündeki iki basamakla, döşemesi genellikle dromosunkinden 80-90 cm. aşağıda bulunan mezar odasına girilir. Bazı mezarların dromoslarına da basamaklarla inilmektedir. Bazı oda mezarların tavanları düz olmakla birlikte,.çoğunun tavanı hafif kemerlidir. Çoğu mezar odasının yan duvarlarında veya arka duvarında nişler vardır. Bu nişlerin tavanları çoğu zaman yarım kubbe veya kemer şeklindedir. Nişlerin büyüklükleri değişiktir. Yeni açılan bir mezardan anlaşıldığına göre bu nişler, içinde yakılmış ölü kemikleri ve külleri bulunan urneleri koymak için yapılmıştır .

Buradaki mezarlar kayaların içine yapmışlardır. Bazı oda mezarlar Dedeli ve Yukarı Göçmez mezarları ile benzer özelliklere sahiptir . H Kayalığındaki I. Oda Mezarın (Levha 20) arkasında kemik, metal objeler, ahşap mobilya parçaları ve iki urne bulunmuştur Buluntular bu mezarın bir aile mezarı olduğunu göstermektedir . Mezarın ön kısmı temizlenmiş ve açılan yere yeni iki urne konmuştur. I. urnenin omzunda iki delik açılmıştır. Urnenin önünde bir küçük kap ve yanında kırılmamış bir başka urne yer almaktadır Urnenin içinde bronz bilezik ve kül tespit edilmiştir. 3. urne kırıktır ve içinde kül tespit edilmiştir. Urnenin altında bir demir ve bir kil kandil ile kırık bir kap bulunmuştur . Adilcevaz oda mezarı içinde elde edilen buluntuları çok sayıda pişmiş toprak çanak, kandil, parlak kırmızı astarlı bir kap, iki tunç kemer, parçalanmış halde iki tunç kase, uçları aslan başı şekilli tunç bilezikler, tunç ve gümüş süs iğneleri ile fibulalar oluşturmaktadır. Bu buluntuların yanı sıra sağlam durumda ele geçmiş olan ahşap möble parçaları da vardır. Diğer önemli bir eser demirden bir kase veya kandildir. Ayrıca altın bir fibula ve çeşitli değerli taşlardan boncuklar ele geçmiştir .

6. Dedeli Yer Altı Oda Mezarları

Patnos’tan 20 kilometre uzakta, Patnos-Erciş anayolundan 4 kilometre kuzeyde, Dedeli’den 1 kilometre batıda bir Urartu kalesi bulunmaktadır. Kale ile köy arasında bir çok oda mezar tespit edilmiştir. Burada dokunulmamış durumda oda mezarlar da belirlenmiştir. Patnos-Dedeli toprakaltı Oda mezar I (Levha 20) doğu-batı yönündedir. Dromos doğudadır ve 0.70×1.00 metre boyutlarında düzgün bir dikdörtgen biçimindedir. Dromosun güneyinde üç basamaklı bir merdiven vardır . Merdiven 0.12×0.15 metre boyutlarına sahiptir. Dromos 2.35-2.40 metre boyutlarındadır ve çakıltaşı ve kum doludur. Kapı 0.80×0.50 metrelik bir taş ile kapalıdır. Giriş 0.90 metre uzunluğunda ve kemer şeklinde bir tavana sahiptir. Kubbeli tavanın en yüksek yeri 1.85 metredir. Kuzey duvarı ortasında 0.45×0.38×0.45 metre boyutlarında bir niş vardır. Batı duvarın ortasında 0.70×0.70×0.65 metre boyutlarında bir niş bulunur. Arka duvarın önünde arka arkaya iki iskelet artığı bulunmuştur. Kuzey güney yönündeki iskeletlerin başları güneydedir. Gömüler hocker tarzındadır. Arkadaki iskeletin ayağının yanında iki büyük hayvan kalçası bulunmuştur. Dedeli ve Liç mezarlarında da Urartuluların ölülerini hocker tarzında gömdükleri anlaşılmaktadır . Mezara girişte merdivenin solunda büyük bir hayvan kemiği ve yanmış kemikler vardır. Merdivenin sağında hocker tarzında bir iskelet yer alır. Başındaki süs iğnesinden dolayı bu küçük bir kız olabilir. Oda mezarın kuzey duvarındaki niş içinde üzerinde iki delik olan bir urne bulunmuştur. Mezarda tarım aletleri, situla, ok ucu gibi mezar hediyeleri ele geçmiştir .

7. Konakbey Yer Altı Oda Mezarları

Patnos-Adilcevaz karayolu üzerinde ve Patnos’tan 10 kilometre kadar güneydeki Konakbey köyünün Coh mevkiinde karayolu tarafından ikiye ayrılmış bir kale ve yerleşim yerinin güneybatı eteklerinde, güneye doğru meyilli bir alanda nekropol yer almaktadır. Burada üç mezar incelenebilmiştir (Levha 21). Dikdörtgen planlı oda mezar odalarından ilki (Konakbey I) dromosludur ve güney uzun duvarı üzerinde dikdörtgen planlı bir niş vardır. İkinci oda mezarda dromoslu olup biri uzun güney duvarda, diğeri ise doğudaki dar duvar üzerinde dikdörtgen planlı iki nişe sahiptir .

8. Dilkaya Yer Altı Oda Mezarları

Dilkaya Höyüğü mezarlık alanında inhumasyon gömülerin yanı sıra kremasyon gömülerde bulunmuştur. Dilkaya mezarlık alanında 2 oda mezar gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Demir Çağ’a tarihlenen birinci oda mezarda 11 bireye ait iskelet belirlenmiş, Urartu dönemine ait ikinci oda mezarda ise 30’a yakın bireye ait kemik yığınları tespit edilmiştir. Birinci oda mezardan daha küçük boyutlu olan ikinci oda mezar (Levha 22) dromossuzdur. Bu mezarda bulunan kemiklerin bir kısmının yanmış olduğu gözlenmiştir. Dilkaya mezarlık alanında bulunan taş sandık mezarların ikinci grubunu yakarak gömünün yapıldığı mezarlar oluşturmaktadır. Dört sandık mezarda, içinde kül bulunan yonca ağızlı testicikler yada küçük çömlekler ele geçmiştir. Kemik kalıntılarından çocuk kremasyonuna ait olduğu anlaşılan mezarlar Urartu dönemine tarihlenmektedir. Taş sandık mezarlar ana toprak üzerine düzgün yüzeyli plaka taşlardan yapılmıştır .

9. Altıntepe Yer Altı Oda Mezarları

Altıntepe, Erzincan’ın 20 kilometre doğusunda, Erzincan Ovası’nın doğu yarısındaki 60 metre yüksekliğinde ve 500 metre çapındaki sarp bir tepenin üzerinde yer alır. Altıntepe’de yer altına kesme taşlarla inşa edilmiş mezarlar ortaya çıkarılmıştır (Levha 23).

a. Oda Mezarı I

8×3 metre boyutlarında olan ilk mezar dikdörtgen planlıdır. Biri birine bağlanan üç odadan oluşan mezarın dış kapısı ortadaki odaya açılmıştır. İçten yükseklikleri 2.50 metre olan mezar odaları, Urartu tarzında çok iyi işlenmiş kesme taşlarla yapılmış, üstü sahte kemer tarzında örülmüştür. Giriş odasının duvarında 2, soldaki odada 3 ve sağdaki odada 6 niş vardır .

b. Oda Mezarı II

Birinci oda mezarın 25 metre batısında ve 1.50 metre kadar toprağın altında diğer bir mezar keşfedilmiştir. 3 odadan oluşan mezar odalarının etrafı toprağın kaymasını önlemek ve korumak altına almak amacıyla iri taş bloklarla inşa edilmiş kalın duvarlarla çevrelenmiş ve üstü toprakla örtülmüştür . Birinci oda 2×4 metre boyutlarındadır. Kuzeydoğuya bakan dar cepheye açılan kapının genişliği 1 metre, uzunluğu 1.25 metredir. Kapı açıklığı taş bir levhayla kapatılmış, arkasına iri bloklar yığılarak içeri girilmesi zor bir hale getirilmiştir. Odanın ortasındaki büyük bir tunç kazanın içinde ve etrafında tasvirli bir kemere, iki kursa; savaş arabalarının ve at koşum takımlarının tunç kısımlarına; tunçtan kap kacağa; heykelciklere ve demir silahlara rastlanmıştır. Kazanla kapı arasındaki bölüme ise ayakları tunç ve gümüş kaplı, arkalıksız iki sandalye bırakılmıştır. Odanın batı yarısında da üçüncü bir masa ile pişmiş toprak kaplar, at gemleri, koşum takımından kimi parçalar, 3 çan ve kemik aletler ele geçmiştir. Giriş odasından bir kapı ile 4×2.50 metre ölçülerindeki lahitlerin bulunduğu odaya geçilmektedir . Geçiş kapısı yine bir kapak taşıyla kapatılmıştır. Taş lahitlerden biri odanın dar, diğeri uzun duvarının önündedir. Lahitlerden birinde erkek, diğerinde ise bir kadın iskeleti tespit edilmiştir. Erkek mezarına hiçbir şey bırakılmamış, lahdin hemen dışına elbiseye dikili durumda bırakıldığı anlaşılan altın, gümüş ve tunç düğmeler; demir ok uçları yerleştirilmiştir. Giyili olarak gömülen kadına ait lahdin içinde ise, elbiseye dikili altın düğmeler, altın pullar, altın ve kıymetli taşlardan oluşan gerdanlık taneleri bulunmuştur. Mezar odasının boş kalan diğer kısımlarına fayans vazo, pişmiş toprak kaplar, arkalıksız bir sandalye, ağaç eşya, süs eşyası ve kemik aletler bırakılmıştır. Odanın uzun duvarına 5, dar olanında ise 3 niş vardır. Odalardaki nişler boş olarak tespit edilmiştir. Lahit odasından daha dar bir kapıyla daha küçük ve sonuncu odaya geçilir. Kapının kanat taşı yoktur. 3 duvarında birer niş olan bu odanın envanterini kenarları 8 çift tunç bilezikle takviye edilmiş olan ağaç bir kerevet, büyük bir masa, pişmiş topraktan 4 kap ve iki ucu aslan başı şeklinde olan 17 cm. uzunluğundaki masif bir gümüş çubuk oluşturur. Bu mezarda iri kesme taşlarla inşa edilmiş olup, üstü diğer mezarın aksine düz dam tarzında yassı bloklarla örtülmüştür .

c. Oda Mezarı III

Yukarıda anlatılan iki mezarın arasında kalan üçüncü bir mezar daha bulunur. Soyulmuş olan mezar diğer iki mezardan farklı bir plana sahiptir. Bir koridor ve bir odadan oluşa mezar, düzenli bir şekilde işlenmiş taşlarla kaplıdır. Mezarın kapısı doğuya bakmaktadır. Odanın uzunluğu 4, genişliği 2.40 metredir. İçten yüksekliği 2 metreden fazla değildir . Mezar odasının iki uzun duvarında üçer, batıdaki dar duvarında iki niş vardır. Nişler ortalarından birer yassı taş ile ikiye bölünerek birer raf oluşturulmuştur. Rafların üst gözlerinin tabanındaki taşların üstüne yuvarlak dipli kapların durabilmeleri için ikişer tane yuvarlak oyuk yapılmıştır. Çapları 15 cm. olan bu çukurlar mezarlarda tespit edilen tunç kapların kaidelerine göre yapılmıştır. Nişlerin alt gözleri hediyelere ayrılmıştır. Mezarın dromosunda da birer niş vardır. Ölü mezarın batı yarısına, taban üzerine yatırılmıştır. Mezardan taş boncuklar, kemer parçası, fildişi bir el heykelciği, üzeri motifli bir altın levha, sandalye ve masa parçaları, göğüs zırhına ait demir ve tunç parçalar, tunç mobilya aksamlarının yanı sıra tunç raflardan düşmüş olan tunç kaplar ortaya çıkarılmıştır . Kazılar öncesinde bu mezardan çıkarılarak müzeye götürülen boğa başlarıyla süslü tunç kazan, yüksek bir sehpa ve nişlerden alınmış tunç kaplar mezarın buluntuları arasındadır .

10. Erivan Yer Altı Oda Mezarı

Dikdörtgen biçimindeki mezarın (Levha 24) kuzey-güney ve iç boyutları yaklaşık olarak 3.46×2.00-1.97×2.15 metredir. Duvarlar siyah, kırmızı, koyu kahverengi düzleştirilmiş tüf bloklardan yapılmış beş sıradan oluşmaktadır. Tek bir seviyeye getirilmiş taban, tüf levhalar ile oluşturulmuştur. Dromosun sonundaki giriş kuzey duvara yerleştirilmiştir (yükseklik 1.29 m.; genişlik 0.75 m.; derinlik 0.45 m.) ve düzeltilmiş büyük tüf levhalar ile kapatılmıştır. Batı duvar üzerinde 0.50×0.50×0.50 m. boyutlarında üç niş vardır. Aynı boyutlardaki diğer bir niş güney duvarda bulunmaktadır. 2.06 m. uzunluğunda, 1.22 m. yüksekliğinde ve 1.01 m. derinliğindeki bir başka niş doğu duvar üzerindedir. Tüm nişler duvarları oluşturan tüf blokların ikinci yatakları yüksekliğindedir. Mezarın son taş yatağı odanın çevresinde rafa benzer bir çıkıntı oluşturmaktadır. Batı nişlerin her birinde İnsan, hayvan ve kuş kemiklerine ait parçaların bulunduğu bir urne ele geçmiştir. En büyük nişte üç boğa kafası ile süslenmiş büyük bir çömlek ve kaidesinin dibinde yabani bir tavşan baskısı taşıyan bir kase bulunmuştur. Diğer vazolar mezarın kuzeydoğu köşesinde (aslan biçimli bir akıtacağa sahip bir çömlek, içerisinde yakılmış bir vücudun kalıntılarının bulunduğu bir urne, bir lamba, büyük bir bardak, kaseler) tespit edilmiştir. Mezarda buluntuların konulduğu üç yer bulunmuştur. Birincisi batı duvarın yakınında, zemin levhalarının altında belirlenmiştir ve bronz sadak parçaları, agate boncuklar, bir kase; bir kuş ve bir yılan resmini taşıyan taş bir damga mühür içermektedir. İkincisi de zemin levhalarının altında, doğu duvarın yakınında belirlenmiştir ve bitim yerleri yılan .kafası şeklinde biçimlendirilmiş bronz bilezikler içermektedir Üçüncüsü doğu duvar nişinin zemininin altında belirlenmiştir ve demir (bir kılıç, bir bıçak ve bir kaç hançer) ile bronz objeler (iki bronz kemer ve üçüncü bir kemere ait parçalar, yılan kafalı bilezikler, at koşum takımları, bir kova, çiviler) içermektedir. Çanak çömleklerin arasında metal kapların taklidi polished engobe, koyu kırmızı küçük bir grup lüks keramik vardır. Vazoların beşi, gövdenin üst bölümünde iki veya üç deliğe sahip ve boynun dip çevresinde kabartma olarak yapılmış bir çizgi bulunan dışa dönük ağızlı, kısa boyunlu subglobular çömleklerdir . Yukarıda bahsedildiği gibi, nişlerde bulunan üç çömlek urne olarak kullanılmıştır ve diğer kaplar boşken bu üç çömlek insan ve hayvan kemikleri içermektedir. Bu subglobular urnelerin benzerleri bir çok Urartu yerleşimindeki metal ve çanak çömlek kaplar arasında bulunmaktadır. Animilastik süslemeli iki kap bu çanak çömlek sınıfındandır. Bunlardan biri tüm gövdeyi kaplayan insize süslemeli, üç bantlı (alttaki ve üstteki bandı yivlerle doldurulmuş, orta bandı küçük dikey hatlarla doldurulmuş bir çift geniş yatay bant) bir çömlektir ve akıtacağı kabın dibine ulaşan bir boru ile bağlantılı aslan biçiminde şekillendirilmiş bir figüründen oluşmaktadır. Hayvan süslemeli diğer kap geniş ağızlı, boyunsuz bir çömlektir (ağız üzerinde çizgi baskıları bulunan, ağzın çevresinde üç boğa başına sahip ve hilal biçiminde şekillendirilmiş çizgilerden oluşan bir çift zincir tarafından çevrelenmiş üç baskı çizgiden oluşturulmuş omuzlar etrafındaki insize süslemeli bir banda sahip) . Mezarda aynı zamanda mobilya süsleme parçaları da vardır .

11. Tanıktepe Yeraltı Oda Mezarı

Tanıktepe Ağrı ili Doğubeyzaıt ilçesine bağlı, Doğubeyazıt-Ağrı karayolunun yaklaşık olarak 10. kilometresinden sağa ayrılan stabilize yolun 2. kilometresinde Balıkgölü suyunun kenarında konumlanmış ve kuzey kesimi dağlarla çevrelenmiş küçük bir köydür. Köy yerleşimi içerisinde yer alan mezar (Levha 24), bugün üzerine yapılan bir evin bodrumu olarak kullanılmaktadır. Mezar toprak kazılarak yer altına taş örgü tekniği ile yapılmıştır. Üstüne ev yapıldığından kuzeybatıda yer alan dromos kısmen, dış giriş kapısı da tamamen yıkılmıştır. Mezar odasının en uzun duvarının güneybatı ucuna açılan ve dromosa benzeyen bir diğer geçit olasılıkla ikinci bir odaya açılmaktadır . Dromosun bulunduğu uzun duvarın kuzey ucunda bir niş yer alır. Mezar odasının kuzeybatı duvarında bulunan ikinci bir geçitle arkadaki küçük odaya geçilir .

C. Kaya Oyuklarına Yapılan Kremasyon Gömüler

1. Adilcevaz Kaya Oyuğu Mezarları

Adilcevaz mezarlarından bir kısmı kayaların yumurta şeklinde oyulmasıyla oluşturulmuştur. Bu mezarların bir kısmında inhumasyon gömüler bulunurken, diğerlerinde urneler ele geçmiştir.

a. H Kayası I. Kaya Oyuğu Mezarı

H kayası I. mezarında bir kap ortaya çıkarılmıştır. Ancak kabın içerisinde kül tespit edilememiştir .

b. A Kayası I. Kaya Oyuğu Mezarı

Mezarın (Levha 25) doğusu 0.20 metre derinliğinde, ortası 0.26 metre derinliğindedir . Tavan yarım kubbe şeklindedir. Yükseklik 0.60 metre, doğu batı yönünde 0.43 metredir. Urneyi yerleştirmek için mezarın ön tarafı açılmış ve gömü özenle yapılmıştır .

2. Iğdır Mezarları

1914’de, Ağrı Dağı’nın güney yamaçlarındaki Iğdır’da, P.F. Petrov tarafından, kazılarak ortaya çıkarılan arkeolojik kalıntılar Gürcistan Müzesi’nde sergilenmektedir. Kazısı yapılmış bu yer Iğdır’dan 8 versts uzakta bulunan, Markar’a uzanan yol üzerindeki Melekli (Malaklyu) köyünde, bir lav akıntısı olan 2.5 m. yüksekliğindeki küçük bir kaya sırtı üzerindedir .

Mezar No 1 sırtın batı kenarındadır. Bu bir inhimasyon gömüdür, doğuda bulunan diğer tüm gömüler ise kül urneleri içinde kaya yarıklarına yerleştirilmiş kremasyon gömülerdir ve büyük taşlarla kapatılmıştır. Mezar hediyeleri demir bıçaklar, ok ve mızrak uçları, bakır kaplar ve süslemelerden oluşmaktadır. Bunlar urnelerin yanına ayrı yığınlar halinde yerleştirilmiştir. Tüm urneler biri birine yakındır ve bu nedenden dolayı hediyelerin hangi gömüye ait oldukları her zaman açık değildir. Kazıcı tartışmalardan kaçınmak için “point” kelimesini kullanmıştır. Point gömüleri değil, mezar hediyesi gruplarını ve hediyelerle çağdaş olan urneleri tanımlamak için kullanılmıştır . Yakma burada ormanlar bulunmadığından tezekle yapılmıştır. Bu durum ağaç külünün olmaması ile kanıtlanır. Cesetler giyinik olarak ve süsleri üzerilerinde yakılmışlardır (örneğin boncuklar urnelerin içinde bulunmuştur). Fakat silahlar ve bilezikler yakma işleminden sonra urnelere konmuştur. Tüm urneler kırmızı açkılı yüzeye sahip, dar boyunlu, yuvarlak kulpsuz kaplardan oluşmaktadır. Urneler aynı kilden yapılmış, dipleri yukarıya doğru duran tabaklar ile kapatılmıştır. Bazen bu kil tabakların üzerine ek bir kapak olarak bakırdan yapılmış tabaklar konmuştur. Urnelerin üzerine kap yapıldıktan fakat yakılan vücudun külü kap içerisine konmadan önce bir delik açılmıştır. Dolayısıyla urnelerin özel gömü çanak çömleği olmadığı anlaşılmaktadır. Kapların üzerindeki delikler ruhun ortaya çıkması için açılmıştır. İçerisinde kül olmayan kaplar bir deliğe sahip değildir .

Urneler ve çevrelerindeki buluntular aşağıdaki gibi gruplanmıştır.

a. Point 3 ve 4 (Levha 25)

40-45 cm. derinliğinde külle dolu ezilmiş 3 urne tabaklar ile kapatılmıştır ve biri ek bir bakır tabak ile kapatılmıştır. Bakır tabakla kapatılmış urnenin altında, 12 cm. altta, uçlarında aslan kafaları olan üç bronz kolluk bulunmaktadır. Urnenin yakınında demir bir bıçak, iki bronz kolluk, üçüncü birinin parçaları ve bir kapak parçaları vardır . İkincinin yakınında, küçük bir urne ve kısmen bu urnenin altında kalan ikiye ayrılmış demir bir mızrak ucu, bıçak parçaları, demir bir balta, ateşe maruz kalıp tahrip olmuş iki demir iğne başı ele geçmiştir.

b. Point 5 (Levha 26)

Sırtın doğu bölümünün iç kenarında iki grup halinde beş urne bulunmuştur. Dar bir yarıkta bulunan bu gruplardan biri tabaklarla kapatılmış üç urneden oluşmaktadır. Bunların altında kalsedondan bir boncuk, obsidyen bir yonga ve griffin motifli bir damga mühür bulunmuştur. İki urneli ikinci grup da kapaklarla kapatılmıştır. Bunlardan birinin altında, urnenin 30 cm. altında, uçlarında aslan kafaları bulunan iki bronz kolluk yerleştirilmiştir; diğer urnenin altında, 15 cm. daha derinde, demir silahlar tespit edilmiştir .

c. Point 6

İnce bir toprak tabakası içerisinde bir urnenin parçası, bir bronz kabın parçası ve demir parçaları ortaya çıkarılmıştır .

d. Point 7

10-12 cm. derinliğinde kaya üzerinde ezilmiş kırmız astarlı bir tabak kremasyonlu bir kırmızı urnenin üzerine kapatılmıştır. Bunların yakınında yiyecek kalıntıları bulunan koyu bir kap, demir bir bıçağın parçası ve ikiye ayrılmış bir mızrak başı belirlenmiştir .

e. Point 8

Tahrip edilmiş mezar, bir urne parçası, dört demir ok ucu, demir keskiler, dış bükey yivli gövdeye sahip bronz bir kupa parçalarından oluşmaktadır .

f. Point 9 (Levha 26)

Kaya üzerinde bir çocuk gömüsü vardır. Kremasyonlu minyatür bir kırmızı urne, akıtacağı kırılmış küçük bir kulplu kupa ile kapatılmıştır .

g. Point 10 ve 12 (Levha 26)

Platonun iç kenarında, 80-90 cm. derinliğinde, ikisi de tabaklarla kapatılmış iki tam urne belirlenmiştir. İki urnenin üzerinde, yüzeye yakın, baş aşağı iki gri kap yerleştirilmiştir. Urneden 1 metre uzaklıkta, aynı seviyede, kaya üzerinde, içlerinde süslemeli bir kabında bulunduğu mezar hediyeleri ateşten dolayı tahrip olmuştur. Mezar hediyelerinin tümü ateşten dolayı tahrip olmuş ve paslanmıştır. Hediyeler demir bir çerçeveli büyük bir bakır leğen; yivli bir gövdeye sahip bronz bir kupa, kulağa benzer iki kulplu bronz bir testi, üç zincir kalıntısı, bronz bir kemerin parçaları , uçlarında aslan kafası bulunan 10 kolluk, bronz bir cımbız, konik dört bronz küpe ucu, konikal ince kesitli iki bronz küpe ucu ile cam, agate ve bronz boncuk yığınları ve bunların arasında kaliteli bir damga mühürden oluşur .

h. Point 11 ve 13 (Levha 26)

Bu noktalarda bazı keramik ve bronz kemer parçaları, ezilmiş bir urne, demir bir bıçak, cam bir boncuk bulunmuştur. Kayanın aynı tarafında bir tabak üzerinde duran ve keramik parçalarıyla sıkıca kapatılmış, üçgenler motifleriyle süslenmiş iyi korunmuş bir kırmız astarlı urne bulunmuştur. Bu urnenin yakınına uçlarında aslan kafaları bulunan bronz kolluklar, yanık boncuklar ve dış bükey yivli gövdeye sahip hasara uğramış bronz bir kase yerleştirilmiştir. 80-90 cm. uzaklıkta iki ezilmiş urne daha bulunmaktadır. Birincisi içerisinde boncuklar bulunan bir minyatür urneden oluşan çocuk mezarıdır. İkincisi ise demir bir bıçakla birlikte, 70-80 cm. derinliğinde taşlarla çevrelenmiştir .

D. Toprağa Yapılan Kremasyon Gömüler

1. Liç Urne Mezarları

Liç’te ortaya çıkarılan urne mezarlar Asur tipi mezarlarıyla benzerlik göstermektedir. Burada ikisi açılmış durumda üç urne ortaya çıkarılmıştır. Sağlam ele geçen urne (Levha 27) dikdörtgen taşlarla çevrelenmiştir. Mezar 0.45×0.55 metre boyutlarındadır. Plaka taşlar küçük taşlarla desteklenmiştir . Urnenin ağzı genellikle kap ile kapatılır. Mezar 0.50-0.60 metre yerin altında tespit edilmiştir. Mezar Nor Areş ile benzerdir. Buradaki urneler de taşlarla çevrelenmiştir .

2. Van-Altıntepe Urne Mezarları

1965 yılında Ağrı-Van yolunun yapımı sırasında belirlenmiş ve aynı yıl burada küçük bir sondaj kazısı yapılmıştır. Bu sondajlarda incelenme olanağı yakalanan bir inhumasyon mezarın 1 metre güneydoğusunda bir urne bulunmuştur . Bu mezarlarda bulunan çanak çömleklerle bronz bilezik ve süs iğneleri, Iğdır ve Nor Areş mezarlarında bulunan eserlere benzemektedir . 1997 yılında aynı alanda başlatılan kazılar sonucunda 37 mezar incelenmiş ve kaya mezarları, basit toprak mezarlar ve urne mezarlar olmak üzere 3 tür gömünün varlığı ortaya konmuştur . Kazılar esnasında 3 in sutu urne mezar tespit edilmiştir (Levha 27). Burada yakılmış cesetten arta kalanlar ölü kabı içine konarak ağzı bir çanakla kapatılmış ve sonra kap ya doğal bir kaya oyuğu içine ya da üç yanı taş levhalarla çevrili, niş görünümlü yapay bir hazneye yerleştirilerek üzeri toprakla örtülmüştür . Daima ağızları yukarı gelecek şekilde düz olarak yerleştirilen urneler biçim yönünden bilinenleri yineler. Çoğu kez Urartu için tipik olan parlak kırmızı cilalıdırlar. Dar ve alçak boyunlu, şişkin karınlı ve halka diplidirler. Boyun üzerinde genellikle kabarık bir silme bulunur. bunun altında tek, ikili veya üçlü deliklere yer verilmiştir. Daha kaba yapımlı ve yumurta gövdeli olanları da vardır. Mezarlarda yer alan cesetlerin giyimli olarak yakıldıkları, yakma işinden arta kalan parçaların urnelerin içine konulmasından anlaşılmaktadır. Kişisel süs eşyaları arasında taş ve ender olarak ahşap boncuklu kolyeler, tunçtan süs iğneleri, yüzükler ve bilezikler sayılabilir. Bir kısım armağanlar ise urnelerin dışına bırakılmıştır. Yakılmamış olan bu grupta tunçtan kemerler ön sırayı alır. Bunlar ikiye katlanarak kullanılamaz duruma sokulmuştur .

3. Dilkaya Urne Mezarları

Dilkaya mezar türlerinin IV. grubunu Urartu dönemine ait urne mezarlar oluşturur . Dilkaya mezarlık alanında 24 adet urne ortaya çıkartılmıştır (Levha 27). Yanmış kemik parçaları urne içine konduktan sonra kabın ağzı bir tabak yada çömlek ile kapatılmıştır. Ölülerin takıları da ezilip kırılarak kabın içine yada yanına bırakılmıştır. Kum içine gömülen kaplar farklı kaliteye sahiptir. Urnelerin bir kısmı kırmız perdahlı ve kaliteli olarak yapılmıştır. Urneler çoğunlukla bir yada birden fazla deliğe sahiptir. Urnelerin içinde boncuklar, tunç iğneler, küpeler, bilezikler ve kemer gibi süs eşyaları ele geçmiştir .

4. Nor-Aresh Urne Mezarları

Erivan şehrinin güney varoşlarında, Erebuni şehrinin sitadelinin batısında yürütülen çalışmalar sırasında 3 kremasyon gömü ortaya çıkarılmıştır. Birinci mezar iki kap içermektedir ve küçük taşlardan bir daire ile çevrelenmiştir. Siyah açkılı büyük çömlek Urartu tipinde bronz objeler ve red angob kap ölünün küllerini içermektedir. 2. gömüde red-angob gömü urnesinin korunmuş parçaları ortaya çıkarılmıştır ve yanında dikkat çekici bronz objeler belirlenmiştir Üçüncü mezarın içinde Urartu tipinde küçük bir red-angob urne’nin dibi korunmuştur. Çevresine çakıllar yerleştirilmiş, kısmen kille kaplanmıştır . Birinci mezardaki siyah açkılı çömlekte 12 yive sahip ve yüzeyi pürüzsüz bilezikler, hayvan başları ile donatılmış süslü bir bronz pektoral, bronz cımbızlar, hayvan biçiminde şekillendirilmiş, küçük çekiç, büyük fibulalar, bir kulp kalıbı, dört köşeli küçük bir demir ok, Urartu mühürleri, çeşitli agate ve carnelian boncuklar ayrıca yassılaştırılmış ve stik haline getirilmiş bronz obje levhalar bulunmuştur. Tüm objeler güçlü bir yangının (ateşin) izlerini taşımaktadır . İkinci mezarda ele geçen buluntular değerlendirildiğinde bir savaşçıya ait oldukları sonucu çıkar. Mezarın içinde yılan başlı bir bronz bilezik, bir kase, demir bir bıçak sapı, yaprak biçiminde şekillendirilmiş keskin yüzü ile çok büyük bir mızrak ucu, bir tane at gemlerini bağlayan ara bölümdeki küçük halka, bronz gemler ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca çok kötü şekilde yanmış bronz bir kemer bulunmuştur .

5. Habibuşağı Urne Mezarları

Habibuşağı, Elazığ ilinin Baskil ilçesine bağlı yakalşık 30 hanelik bir köydür. Bugün Yazılıkaya Tepesi olarak bilinen kale, köyün hemen güneybatısında yer almaktadır. II. Sarduri’nin yazıtı kalenin güneydoğusundadır .

Habibuşağı-Yazılıkaya Tepesinin sakinlerinin nekropol için kullandıkları yer, kalenin yaklaşık olarak 300 metre kuzeydoğusunda ve köy yerleşim birimlerinin kuzeybatısındadır. Mezarlık alanında açılan 2.90×2.10 metre boyutlarındaki sondajda üç ayrı yerde ve seviyede taş kümeleri belirlenmiştir. Doğudaki kümenin altında (Levha 28), yüzeyden 1.20 metre aşağıda ters kapatılmış, ağız kenarında tek bir sıra yiv bulunan büyük bir çanak açığa çıkarılmıştır. Bu çanağın 90 santimetre kuzeybatısında ve 40 cm. daha yüksekteki taş yığını ise çift kulplu bir urneyi örtmektedir. Urnenin üstü ağız kenarında iki yiv sırası bulunan bir çanakla kapatılmıştır. Buna benzer bir gömüt, bu defa bir mızrak ucuyla birlikte çift kulplu kabın 55 cm. doğusunda ve ondan 65 cm. aşağıda bulunmuştur. Urneler gömüt çukuruna dik olarak konmuşlardır. Urne olarak kullanılan kaplar toprak içine açılmış çukura yerleştirilmiş ve etrafı üzeri toplam iri taşlarla tamamen örtülmüştür . Urne ya tek olarak başlı başına bir gömüttür, yada birden fazla gruplar halindedir, yada gömüt odalarının içinde diğer iskelet gömmeler yada diğer urnelerle bir aradadırlar. Habibuşağı nekropolünde de urnelerin ağzı ters çevrilmiş bir çanakla kapatılmıştır. 3 nolu urnenin omuzu üzerinde tek bir delik dikkati çeker . Ruhun kaptan çıkma olayı, Greek dünyasında, özellikle gömüt armağanı olarak kullanılmış beyaz zeminli lekythoslar üzerinde tasvir edilmiş sahnelerle desteklenmektedir. 1 ve 3 nolu gömütte küller kremasyondan sonraki artıklar koruma altına alınmışken, 2 nolu gömütte durum farklıdır: büyükçe bir çanak küller üzerine ters çevrilerek kapatılmıştır.

IV. Genel Değerlendirme

Urartu’da ilk kez Iğdır, Arin Berd ve Nor-Areş buluntularıyla varlığına tanık olduğumuz kremasyon geleneğinin, yalnız halk değil soylu sınıf tarafından da benimsenen bir gömme biçimi olduğu Van I (Argişti), Van VII (kremasyon), Atabindi I, Şirinkale II, Alişar, Altıntepe ve Erivan nişlerinden anlaşılmaktadır . Urartulularda mezarlar halkın toplumsal düzeyine koşut olarak biçimlenmektedir. Halk için çukura gömülmek bir seçenek değil, ekonomik gücüyle ilgili bir zorunluluktur ve buda Urartu toplumunun ekonomik-toplumsal yapısını mezarlarla ortaya koyabilme kolaylığını getirmektedir. Seçenek yakılmak yada cesedini gömdürmektir. Bunda soylu ya da halk ayrımı yoktur. Bu tercihte neyin etken olduğunu belirtmek için yeterli veri yoktur. Şu anda söylenebilecek tek şey, etnik farklılıkların asal etken olmuş olabileceğidir . Mezar tipi ve gömme biçiminin tercih nedeni de Urartu’yu oluşturan etnik zenginlikte aranmalıdır . Etnik farklılıkların Anadolu’nun batı kesiminde de gömü geleneklerine yansıdığı görülmektedir. Osmankayası mezarlığında yakma ve ceset gömmenin yan yana bulunması, bu mezarlığın değişik öteki dünya inançlarına sahip iki halk grubu tarafından kullanıldığını önerisinin yapılmasına neden olmuştur. Bu tür uygulama Troia, Beşiktepe, Panaztepe, Müskebi ve Ilıca mezarlıklarında da saptanmıştır .

Kaya oyuklarına yada doğrudan toprağa konulduklarını da bildiğimiz ölü kül ve kemiklerinin genellikle urnelere doldurulduğu görülmektedir. Ölüler bazen eşyalarıyla birlikte yakılmakta ve urnelere doldurulmakta, tam yanmayan kemik parçaları da taşla parçalanmaktadır. Bu işlemden sonra urnenin ağzı bir taşla kapatılmaktaydı . Ceset küllerinin depolandığı Urartu urneleri her zaman aynı forma sahip değildir. Genellikle, günlük mutfak kapları arasından seçilmişlerdir. Kullanım fonksiyonlarını yitiren kısmen kırık kaplar bu amaç için kullanılmıştır. Urnelerin en yaygın forma sahip olanları kulplu testiler, kaseler ve kavanozlardır .

Elazığ ve Van müzelerinde bulunan kaplar üzerinde yapılan bir araştırma urnelerin formlarına göre iki sınıfa ayrıldığını göstermiştir:

1. Yuvarlak gövdeli kaplar
2. Oval gövdeli kaplar
Yuvarlak gövdeli kaplar iki alt gruba sahiptir:
1. Düz dipliler
2. Yuvarlak dipliler
Oval gövdeli kaplar ise üç alt gruba sahiptir:
1. Düz dipliler,
2. İçbükey dipliler
3. Dışbükey dipliler

Urnelerdeki delikler önemli bir özelliktir. Kremasyon gömüleri bir veya daha fazla deliği bulunan urnelere konur. Kül depolamak için kullanılmış deliği bulunmayan urneler nadirdir. Bununla beraber, bu tür urnelerin örnekleri Dilkaya’da keşfedilmiştir. Delikli ve deliksiz urneler Dilkaya’da birlikte uygulanmıştır . Pişirmeden sonra urnelerin gövde ve omuz kesimlerine açılmış deliklerin sayıca birden üçe kadar değiştiği anlaşılmaktadır. Delikler bazen simetrik olarak her iki kenara açılmıştır. Urnelerin üzerinde üçten fazla deliğe rastlanmamıştır . Kremasyon kaplarına delik açma geleneği, Erken Tunç Çağ III dönemine tarihlenen Gedikli-Karahöyük kremasyon mezarlığında da gözlenmiştir . Bu mezarlıkta ortaya çıkarılan bir kabın üzerinde, gövdenin merkez bölümünün hemen altında bir delik vardır. Bu delikler gömüden sonra ruhların ayrılması için tasarlanmıştır . Altıntepe yer altı oda mezarlarından ele geçen bronz vazolar, kremasyon gömülerin kilden yapılmış urnelerin yanı sıra metal kaplara da yapıldığını göstermektedir. Bunlar şekil olarak urnelere benzemektedir . Altıntepe II. ve III. mezarlardan çıkan bronz vazolar urneler ile ilgilidir. Omuzlarında delikler vardır .

Kaya mezarlarında ölü kül ve kemiklerinin konulduğu urneler mezarın çeşitli yerlerine yerleştirilebilmektedir (Levha 29). Duvarla özenle sıralanmışların yaygın olarak görülmesinin yanı sıra mezar tabanına da yerleştirildikleri, bazı mezarların oda tabanlarında yuvarlak dipli urnelerin durabilmesi için açılmış oyuklardan da bilinmektedir. Burada öncelikle belirtilmesi gereken, urnelerin mezarın neresinde olurlarsa olsunlar belirli bir düzen içinde sıralanmış olduklarıdır. Çoğunlukla tek sıra halinde dizilen urnelerin zaman zaman Van VII ve Şirinkale II’de olduğu gibi ikili sıra halinde düzenlenmişleri de vardır. Düzensiz gibi gözüken köşedekiler dışında Kayalıdere 6 nolu mezar odasındaki urne yuvaları da duvar dipleri boyunca tek ya da çift sıralanışlarıyla dizili olma kuralından ayrılmazlar . Urne koymak için açılmış oyuklar sadece nişlerde değil, mezar tabanlarında da karşımıza çıkar. Şirinkale I’in ön odasının güney duvarı dibinde eşit aralıklarla dizili 6, Kayalıdere’nin 6 numaralı odasında tek ve iki sıralı düzenlenmiş 33 ve Kaleköy’ün ön oda tabanına açılmış 6 oyuk, mezar tabanına koyulan urnelerin dik durmasına sağlamaya dönük yapılmışlardır .

Nişler, ölü çanağı, ölü armağanları ve bazı mezar eşyalarının konulduğu yerler olarak yüklendikleri bir çok işleve koşut, mezarlarda en sık rastlanan iç mimari döşemlerdir. Çoğunlukla urnelerin yerleştirildiği ölü yeri işlevi yüklenmişlerdir. Üstü düz ya da kavisli biten nişler mezarın tüm duvarlarında olabilir. Ayakta kullanım göz önüne alınarak yerleri belirlenen nişlerin daha yüksek kodda düzenlenmişlerine rahat ulaşabilme amacıyla duvar diplerine sekiler oluşturulmuştur. Tavanlarında genellikle küçük bir oyuk bulunmakla birlikte, Horhor gibi hiç işlenmemiş düzleri de vardır. Taban oyuklarında rastlanan dar-derin ya da yüzeysel geniş farklılaşması içlerine oturan urnelerin alt yapılarıyla ilişkilidir. Altı sivri urneler muhtemelen küçük ve derin, yayvan altlılar ise geniş ve yüzeysel oyuklara oturtulmaktaydı. Oyuğu olmayan nişlerde kendi tabanları üzerinde durabilen urneler için olmalıydı. Ayrıca Adilcevaz H 1 mezarının gösterdiği gibi tüm urnelerin dik durma zorunluluğu da yoktur. Mezar duvarlarındaki nişler sadece urne koymak için açılmamıştır. Bunlara ölü gömme sırasında karanlık mezarın içini aydınlatmak amacıyla kullanılan kandiller ve ölü armağanları da konulmuş olmalıdır .

Yorum yazın