HİSSE SENETLERİ PİYASASI

HİSSE SENETLERİ PİYASASI

Hisse senetlerine yatırım yaparken iki tür getiri elde edilir:
1)Fiyat farkından doğan kazanç
2)Temettü geliri
Hisse senetlerine kısa vadeli,orta vadeli ve uzun vadeli yatırım yapılabilir.Uzun dönemde,özellikle düşük enflasyon ve düşük faizli ortamda,hisse senetleri diğer yatırım araçlarına göre daha üstün bir getiri sağlarlar.Ancak şu da unutulmamalıdır ki,yüksek kazanç yüksek risk de demektir.Hisse senetleri piyasası ve buna bağlı olarak hisse senetleri fiyatları ekonomideki ve şirketlerdeki dalgalanmalara karşı oldukça hassastırlar.Bu dalgalanmalar kısa vadeli kar fırsatları yaratabilmekle beraber,kayıplara da neden olabilir.Bu nedenle hisse senetlerine yatırım yapmadan önce ekonomik faktörler ve yatırım yapılması düşünülen şirketler incelenmeli,yatırım yaptıktan sonra da piyasa şartları takip edilmelidir.
Piyasayı takip edebilmek amacıyla dikkate alınacak göstergeleri ve analizleri sırasıyla inceleyelim.

1) EKONOMİ ANALİZİ

Bir hisse senedine yapılan yatırımın karlı olma olasılığı güçlü ve büyüyen bir ekonomide daha yüksektir.Bu nedenle, genel ekonomiye ilişkin beklentilerin şirketlerin faaliyetlerini etkileyeceğini bilen yatırımcı kendi planlama dönemi içinde ekonominin genel göstergelerinin alacağı değerleri ve ekonomik dalgalanmaları izler.
Genel ekonomik durumla ilgili olarak şu göstergeler ve bunlardaki değişmeler bir fikir verebilir:
a) Gayri safi milli hasıla
GSMH, ülkede belli bir döneme ait olarak üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeridir. İki dönem arasındaki GSMH artışı, ekonomik büyümenin en sağlıklı göstergesidir. Normal koşullarda, eğer ekonomi reel bir büyüme göstermişse (sabit fiyatlarla GSMH artmışsa), şirketler ve dolayısıyla hisse senedi fiyatları bu gelişmeden olumlu olarak etkilenir.
a) Kişi başına harcanabilir gelir
b) Para arzı
Kısa vadeli ekonomik değerlendirmede parasal göstergelerden alınan sinyaller oldukça önemlidir. Emisyon hacmindeki artış, fiyat artışlarının hızlanmasına neden olacak endişesi ile pek olumlu karşılanmamaktadır.
c) Faiz oranları
Faiz oranlarının hisse senedi üzerinde dolaylı ve dolaysız olmak üzere iki türlü etkisi vardır.Yatırımcılar yatırımlardan elde edecekleri getiri oranının en az piyasadaki faiz oranı kadar olmasını beklerler dolayısıyla bu oranı yatırımlardan bekledikleri nakit akışlarının bugünkü değerini belirlerken iskonto oranı olarak kullanırlar.Faiz oranının gerçek değerin hesaplanmasında kullanımı faiz oranının yatırımcının al-sat kararını dolaysız olarak etkiler.Al-sat kararı da hisse senedi fiyatlarında belirleyici etkendir.
d) Dış ticaret ve ödemeler dengesi açıkları
e) Kamu kesimi harcamaları
f) Enflasyon
g) İşsizlik
h) Sabit yatırım harcamaları
i) İnşaat sektöründeki gelişmeler
j) Para ve maliye politikaları
k) Döviz kuru
Türkiye’deki gibi gelişmekte olan piyasalarda yatırımcı dövizi hisse senedine alternatif olarak görmektedir.Belirsizliğin arttığı dönemlerde yatırımcılar dövizin likiditesinin yüksek olması nedeni ile yatırım aracı olarak dövizi tercih ederler.Yatırımcıların hisse senedinden dövize kaymaları hisse senedine olan talebi azaltarak hisse senedi fiyatını olumsuz yönde etkiler.
Ekonomik gelişme ve ekonomik daralma,şirketin stok,yatırım,fiyatlandırma,finansman kararlarını ve alacak ve borç politikalarını doğrudan etkiler.Dolayısıyla genel ekonomideki değişmenin yönünün tahmin edilmesi yatırımcı açısından büyük önem taşımaktadır.
Daha önce yukarıda sıralanan göstergelerin bazıları öncü,bazıları çakışan(eşanlı),bazıları ise geciken göstergelerdir.
Öncü göstergeler:genel ekonomik faaliyetlerin en yüksek yada en düşük düzeye ulaşmasından birkaç ay önce en yüksek yada en düşük düzeye ulaşan göstergelerdir.örneğin; para arzı,dış ticaret açığı,istihdam ve işsizlik,yeni kurulan işletme sayısı, İnşaat sektöründeki gelişmeler gibi.
Bu tip göstergelerin takibi yatırımlarla ilgili kararlarda öncü olur.Şöyle ki genel ekonomik faaliyetlerin en üst düzeye yaklaşmakta olduğu sonucuna varılması hisse senetlerinin yatırımlarının cazibesini arttırıcı bir faktördür.Tam tersine ekonomik faaliyetlerin en alt düzeye yaklaşmakta olduğu sonucuna varılması hisse senetlerinin satımı için göstergelerdir.
Çakışan göstergeler:Ekonomiyle yaklaşık aynı zamanlarda en üst yada en alt düzeye ulaşan göstergelerdir.Örneğin;sabit fiyatlarla gayri safi milli hasıla,üretim,tüketim,TEFE gibi
Geciken göstergeler:Dönüm noktalarına ekonomi kendisininkilere ulaştıktan sonra ulaşırlar.Örneğin;TÜFE gibi.
Bir genel gidişat sırasında yatırımcılar ekonomik gelişmeleri gösteren göstergeleri bir arada da kullanabilir.Ekonomik gelişmeyi ifade eden ve ekonomik gerilemeyi ifade eden öncü göstergeleri birlikte kullanırlar buna bileşik öncü gösterge denir.Burada yaygınlık endeksi denilen endeks önem kazanır.Örneğin;10 adet öncü gösterge var ve bunların 6’sının değeri yükselmekte ise yaygınlık endeksi %60 kabul edilir.Bu tip endekslere göre al yada sat kararları alınır.

2) ENDÜSTRİ ANALİZİ

Ekonomik durumdan tüm endüstriler dolaylı yada dolaysız olarak etkilenmektedirler ve bu etki hisse senedi fiyatlarına doğrudan yansır.Gerek ekonomideki gerekse endüstrideki sözkonusu riskler(ekonomik daralma,içinde bulunulan sektörde yaşanılan sıkıntı) sistematik risk olarak adlandırılır.Sistematik risk beklenmediktir ve bundan korunmanın bir yolu yoktur.Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde sistematik risk çok fazladır.
Bu analizde ekonomik faaliyetlere gidişata göre bazı sektörlerin yeri belirlenmelidir.Yani ekonomik büyümeyi hangi sektörler nasıl takip ediyor ona bakıp,büyüme ile sektörel büyüme arasındaki ilişki ortaya konulur.(ekonomik büyüme tepe olmadan hangi sektörler büyüyor,tepe olunca faaliyetlerini daraltan sektörler hangisi )
Bazı endüstriler konjonktürel dalgalanmalardan bağımsız olarak sürekli gelişme içindedir.Örneğin;bilgisayar ve elektronik endüstrisi
Bazıları ise ekonomik dalgalanmalardan en az etkilenen,ekonominin hem canlı hem durgun olduğu dönemlerde yaklaşık aynı düzeylerde kar sağlar.Örneğin;Gıda endüstrisi
Bazıları da ekonomik gelişme dönemlerinde kar,durgunluk dönemlerinde zarar ederler örneğin talebin gelir esnekliği yüksek tüketim malarında iniş döneminde zarara uğratır.Bu tür endüstrilerin hisse senetleri uzun dönemde cazip yatırımlar olarak düşünülmemeli,ekonominin durgunluk dönemlerinde alınıp canlılık dönemlerinde satılmalıdırlar.
Bu analizin başka bir değerlendirmesine göre;
Kuruluş aşamasındaki endüstrinin ürünleri yeni yeni tanınmakta ürününe yeterli talep bulunmamaktadır.Ürünün tanınmasıyla rekabet ve talep artar.Kuruluş dönemi en riskli dönemdir.Çünkü rekabet sonucu endüstride ne tür bir gelişme yaşanacağını tahmin etmek zor olduğu için bu firmalara kuruluş aşamasında yatırım yapmak risklidir.Bu tip firmaların hisse senetlerine daha çok spekülatörler yatırım yapar.
Endüstrilerin büyüme ve gelişme aşamasında ise mali yapıları,yönetimleri,pazarlama organizasyonları daha güçlü olan şirketler piyasaya hakim olur.Bu noktaya gelmiş şirketler arasında ortaya çıkan rekabet fiyatların düşmesine ve kalitenin yükselmesine neden olur.Bu dönem uzun süre alabilir.Bu dönemdeki şirketlerin hisse senetlerine yatırım daha karlı ve daha cazibdir.
Büyümesini tamamlamış,doyuma ulaşmış ve belli süreyi geçmiş şirketlerde büyüme durur,satışlar diğer endüstri ve ekonomi geneline göre daha yavaş artar.Eğer şirket mevcut teknolojisini yenileyeceği yeni yatırımlara girmezse bir çöküş aşamasına girer.Bu tür şirketlere yatırım yapmak arzulanan nitelikte değildir.
Endüstri analizinde dikkate alınan göstergeler:
a)Endüstrinin geçmiş dönemlerdeki satış hasılatları ve karlar
Geçmiş dönem verileri gelecekteki beklentiler konusunda bilgi verir.
b)Gelecek dönemlerde arz ve talep tahmini
c)Rekabet koşulları
İşletmenin mevcut ölçek ekonomilerinden ne ölçüde yararlandığına,yoğun rekabet ortamında işletmenin karlılığının ne oranda değiştiğine bakılır.
d)İşgücü durumu
Özellikle emek yoğun endüstrilerde işçi-işveren arasındaki huzursuzluklar bu işyerine gelecekte yapılacak yatırımlar açısından önemlidir.
e)Hükümet politikaları
Eğer ilgilendiniz endüstriye hükümet teşvik edici yada kısıtlayıcı politikalar uyguluyorsa bu da yatırım kararlarını doğrudan etkiler.
f)Uluslar arası ilişkiler
İlgilendiğiniz endüstri girdilerini daha çok ithal ediyorsa ithal bağımlılığı sözkonusu ise döviz kurundaki gelişmeler etkili olur.
g)Aynı endüstrideki diğer hisselerin fiyatları
Endüstriye dahil ortakların hisse senetlerinin piyasa fiyatları göreli olarak çok yüksekse bu hisse senetlerinin satın alınması rasyonel bir yatırım olmayabilir.Bunun tersine,geleceği pek parlak görülmemekle birlikte,eğer o endüstriye dahil ortakların hisse senetlerinin piyasa fiyatları göreli olarak çok düşükse bu hisse senetleri arzulanır yatırımlar niteliğinde görülebilir.

3) FİRMA ANALİZİ

Genelde sözkonusu analiz hisse senedinin gelecekte sağlayacağı gelirleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilir.Örneğin;gelecekte dağıtacağı kar payları ve gelecekteki gelirlerinin bugünkü değere kapitalize edilmesiyle elde edilecek kazanç oranı belirlenmeye çalışılır.Bunun için satış ve satış gelirinin tahmini yapılır ve daha sonra oran analizi yapılır.
Oran analizini 4 ana başlıkta incelemek mümkündür.

A. LİKİDİTE ORANLARI:
Firmanın kısa vadeli borçlarını ne ölçüde kısa vadeli varlıkları ile karşılayabileceğini gösteren oranlardır.
1. Cari Oran: Her 1 TL.lık kısa vadeli borca karşılık işletmenin elinde ne miktarda kısa vadeli varlık bulunduğunu gösterir.
2. Asit-Test Oranı: Cari oran hesaplanırken, cari aktif ve cari pasif toplamları kullanılır. Halbuki cari aktiflerin içinde, nakde çevrilmesi daha zor olabilecek stoklar da bulunmaktadır. Şu halde işletmenin gerçek likidite durumunun hesaplanması isteniyorsa stokların dahil edilmemesi gerekir. Bu şekilde hesaplanan orana asit-test oranı denir
3. Nakit Oranı: Bu oran eldeki nakdin ve pazarlanabilir menkul değerlerin, kısa vadeli borçları ne derece karşıladığını gösterir.

B.FAALİYET ORANLARI:
İşletme Varlıklarının kullanımındaki verimliliği ölçen oranlardır.
1. Alacak Tahsil Süresi: Ticari alacakların ortalama kaç gün içinde tahsil edildiğini gösteren orandır. Ortalama tahsil süresi, firmanın satış şartları ile karşılaştırılmalıdır. Eğer ortalama tahsil süresi, satış şartlarında tanınan vadeden uzunsa, alacakların nakde dönüş süresi uzuyor demektir. Alacaklardaki şişme, bir şekilde finanse edilmelidir. Firma faaliyetlerin devamı için kısa vadeli borçlarla, alacakları finanse etme yoluna gittiğinde, işletmenin cari oranı ve diğer likidite oranları düşer, şirketin Likiditesi zayıflar.
2. Stok Dönme Çabukluğu: Varlıkların kullanımındaki verimliliği ölçen bir diğer oran, stokların dönem içinde kaç kere devrettiğini gösteren stok dönme çabukluğudur. Stoklar ne kadar hızlı devrederse işletme için o kadar iyidir. Böylece firma, stokları daha az miktarda ve sürede finanse etme gereksinimi duyacak, bu da işletme sermayesi finansmanını azaltacaktır.
3. Toplam Aktif Dönme Çabukluğu: Bu oranın zamanla azalması, firmanın yatırımlarının satışlarına oranla daha hızlı büyüdüğünü gösterir ki şirketlerin amacı belli bir yatırımla maksimum satış hacmine ulaşmaktır.

C.FİNANSAL YAPI ORANLARI:
Bu oranlar, işletmenin faaliyetlerini ve yatırımlarını hangi kaynaklarla finanse ettiğini gösterir. Dolayısıyla faaliyetlerin finansmanında giderek borç türündeki kaynaklara yönelme, işletmenin finansal riskini arttığına da işaret eder. Finansal riskin artmasıyla işletme daha zor ve yüksek maliyetle ek kaynak sağlar.
1. Borç/Öz Varlık Oranı: Finansal riskin geleneksel nitelikteki göstergesi olan bu oran, finansal yapı içinde borçların öz varlığa göre payını yansıtmaktadır.

2. Borç/Toplam Varlık Oranı: Bu oran işletmenin yatırımlarının finansmanında ne ölçüde borç kullandığını gösterir. Genellikle bu oran Borç/ Öz Varlık Oranı’yla paralel bir eğilim gösterir.
3. Faiz Karşılama Oranı: Finansal yapı ile direkt ilgili olmasa da firmanın risk derecesi hakkında fikir veren bir orandır. Bu oran işletmeye sabit bir yükümlülük getiren faiz giderlerini firma karının ne ölçüde karşıladığını gösterir.

D.KARLILIK ORANLARI:
Firma yönetiminin, faaliyetlerde gösterdiği verimliliği ölçen oranlar bu grupta yer alır.
1. Brüt Kar Marjı: Bu oran satılan malın maliyeti satışlardan düşüldükten sonra kalan kar payını göstermektedir.
2. Net Kar Marjı: Vergi sonrası net karın satışlara bölünmesiyle bulunur. Bazen brüt kar marjı artsa bile net kar marjı düşebilir. Nedeni, gelir tablosunda, brüt kar rakamından sonra yer alan gider kalemleridir. Satış, yönetim giderleri, finans giderleri gibi değerler eğer satıştan daha hızlı artacak olursa, oran düşme eğilimi gösterir.
3. Öz Varlık Karlılığı: İşletme ortaklarının karlılığını ölçen orandır
4. Toplam Aktif Karlılığı: Bu oran işletmenin yatırımlarından (toplam aktifler) ne oranda getiri sağladığını ölçer. Aktif Karlılık gerçekte iki oranın bileşiminden oluşmaktadır. Bu oranlar aktif dönme çabukluğu ve net kar marjıdır. Bu oranların çarpımı aktif karlılığı verir

Yorum yazın