Kefalet Türleri Nelerdir?

Kefalet Türleri Nelerdir?

1. Adi Kefalet:

Kefaletin müteselsil kefalet olduğu açıkça anlaşılmayan hallerde bunun “Adi Kefalet” olduğunu kabul etmek gerekir. Kanun koyucu bu şekilde kefili korumuştur. Zira, adi kefalette asıl borçlu takip edilmeden kefile başvurulamaz

Adi Kefalet Borçlar Kanunu’nun 486. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddeye göre; adi kefalette, alacaklının önce asıl borçluya başvurması ve kefalet akdinin kurulmasından sonra, asıl borçlunun iflas etmesi veya hakkında talep edilen icra takibinin alacaklının hatası olmaksızın sonuçsuz kalması yahut asıl borçlu aleyhine Türkiye’de takip yapılmasının imkansız olması gibi durumlarda kefile başvurulabilir.
Bunlar gerçekleşmeden kefile başvurulmuşsa, kefil önce asıl borçluya başvurulması def’ini ve alacak rehin ile temin edilmişse rehnin paraya çevrilmesi def’ini ileri sürebilir.

2. Müteselsil Kefalet:

Alacaklının ister borçluya, isterse kefile herhangi bir sıra gözetmeksizin başvurabileceği kefalet türüne müteselsil kefalet denir. Borçlar Kanunu’nun 487. maddesinde kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmişse alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden önce kefil aleyhine takibat yapabilir hükmü yer almaktadır. Buna göre; düzenlenen müteselsil kefaleti adi kefaletten ayıran başlıca özellik alacaklının asıl borçluya müracaat etmesine, rehnin paraya çevrilmesine gerek kalmadan doğrudan doğruya kefile başvurabilmesidir. Diğer bir ifade ile alacaklı aynı anda ve/veya ayrı ayrı hem borçludan hem de müteselsil kefilden alacağın tamamını veya bir kısmını istemek veya haklarında icra takibi yapmak, dava açmak yetkisine sahiptir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 7. maddesine göre, ticari borçlara kefalet, aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil kefaleti ifade eder. Müteselsil olarak borç altına girme iradesinin kefalet sözleşmesinden açıkça anlaşılması gerekir.

3. Birlikte Kefalet:

Birden fazla kefilin, bölünebilir bir borca kefil olmalarıdır. Bu kefalet ya “adi birlikte kefalet” veya “müteselsil birlikte kefalet” biçiminde olabilir.

a) Adi Birlikte Kefalet:

Birden fazla kefilin, bölünebilir bir borcun belirli bir bölümü için adi kefil ve diğer kefillerin payları için ise, kefile kefil sıfatı ile kefil oldukları kefalet türüne “adi birlikte kefalet” denir. (Borçlar Kanunu Mad. 488). Burada her kefil borcun payına düşen kısmın kendisinden, kalan kısmının ise, diğer kefillerden alınamaması halinde kendisinden istenebileceğini ileri sürmek hakkına sahiptir.

b) Müteselsil Birlikte Kefalet:

Birden fazla kefil, gerek asıl borçlu ile birlikte, gerek kendi aralarında müteselsil kefaleti kabul etmişlerse, her biri kefil olunan miktara kadar borcun tamamından sorumludur. Kefiller ile asıl borçlu arasındaki teselsül (zincirleme), alacaklının, asıl borçluyu ve verilmiş rehinleri takip etmeksizin kefilleri takip edebileceğini ifade etmektedir.

Bu kefalette, kefillerden herhangi biri, borcun tamamından sorumlu tutulduğu için “bölünme def’i”nde bulunamaz. Bu tür kefalette, borcun tamamını ödeyen kefil, diğer kefillere kendi payı dışında ödedikleri miktar için rücu edebilir.

4. Kefile Kefil:

Borçlar Kanunu’nun 489/1. maddesinde “Kefile kefil; alacaklıya karşı kefilin taahhüdünü temin eden kimsedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Alacaklı teminatını kuvvetlendirmek için birden çok kefilin taahhüt altına girmesini istediğinde, bu husus birlikte kefaletle sağlanabileceği gibi kefile kefalet ile de sağlanabilir. Aynen birlikte kefalette olduğu gibi, adi ve müteselsil olarak kefile kefil olunabilir.

5. Rücua Kefalet:

Borçlar Kanunu’nun 489/2. maddesinde Rücua kefil; “Borçludan alacağını alamayan kefile kefil olan kimsedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Rücua kefalet, ilk kefile karşı asıl borçlunun ödeme gücünü tekeffül eder. Kefile kefaletten farklı olarak burada akitte taraf olanlar ilk kefil ve rücua kefildir. Yani ilk kefil alacaklı durumdadır. Rücua kefil, çoğunlukla asıl borçlu tarafından temin edilir.

Yorum yazın