FELSEFİ BİLGİNİN ÖZELLİKLERİ

FELSEFİ BİLGİNİN ÖZELLİKLERİ
Yukarıda gösterilen diğer bilgi türlerinde olduğu gibi felsefi bilginin de kendisine ait bazı özellikler vardır. Her şeyden önce, o, yığılan” (kümülatif) bir bilgi türüdür. Buna göre yapılan akıl yürütmeler, varılan sonuçlar birbirlerine eklenerek bir bütün elde edilmeye çalışılır. Bu bilgi, varılacak olan yeni bilgi muhtevaları ile zenginleştirilmeye hazır ve açıktır. Nitekim felsefeyi kendi tarihi akışı içinde ve çoğu zaman farklı sistemlerin karşılıklı etkileri çerçevesinde ele almak mecburiyeti de, onun yığılan bir bilgi olduğuna işaret eder.
Felsefi bilgi, titiz ve atlama yapmaksızın sürdürülen bir zihin çabasıdır. Varmış olduğu görüşlerin, insan, evren ve değerler hakkında “sistemli ve düzenli” bilgiler olması gerekir. Bu düzen ve sistemlilik, felsefede ele alınan bütün konuların, temelde, varlık fikrine bağlı, kalınarak değerlendirilmesinden ve mantık ilkelerinin burada son derece etkin bir şekilde kullanılmasından ileri gelir. Felsefede konu ve kavramların örülmesinde çelişkili hükümlere, kendi aralarında tutarsız görüşlere yer verilmez.
Ayrı ayrı konuların değerlendirilmesinde, aralarında sistemli bir bütünlük bulunmayan hiçbir görüş veya düşünceyi felsefe olarak anmak doğru değildir.
Buna rağmen felsefi bilginin bilimlerde olduğu biçimde bir “ilerleme” özelliğine sahip olduğu söylenemez. Gerçi, içinde yer aldığı kültürün yapısı ve seviyesi, alakalı olduğu bilimlerin metod ve muhteva bakımından ilerleyişi, felsefi meselelerin tartışılmasında bazı yeni yaklaşımlar getirilebilir. Ama bu hiçbir zaman öğrenilmesi ve değerlendirilmesi gereken en doğru bir felsefenin en son ortaya çıkan felsefi görüşlerden ibaret olduğu anlamını taşımaz. Felsefe, tarihinden soyutlanarak öğrenilmez. Tarihte daha önceki devirlerde yer alan, mesela eflatun’un, aristo’nun, farabi’ gazali’nin görüşleri de, kendi sistemli bütünlükleri içerisinde, o derece önem taşır. Kaldı ki, bugünün düşüncesini ve onun değerini anlamak, çağımızda karşılaştığımız felsefe meselelerini gerektiği gibi tartışabilmek, beşeri düşüncenin tarihi geçmişini bilmek ile olur.
Öte yandan, felsefi bilginin doğruluşu ve yanlışlığı, bilimlerde olduğu gibi, “tahkik” konusu edilmez. Yani herkes için ortak, bütün zamanlar için geçerli bir doğruluk değerini herhangi bir felsefi sistem için düşünmek söz konusu değildir.Kaldı ki, aynı konuda, aynı hareket noktasında ve aynı verilerden istifade ile kalksalar bile, kişisel bakış farklılıklarından dolayı, hiçbir filozofun tıpa tıp bir başkasınınkine benzer ve aynı sistemi kurduğu görülmemiştir.
Bütün bunlara rağmen felsefe evrensel bir bilgi niteliği taşır, çünkü ferdi ve göreli, bir yaklaşımla dahi olsa bütün felsefi temellendirmeler amaçları itibari ile geneli kucaklamak durumundadırlar. Ele alınan varlık sadece bir yönü ile değil, bütünüyle varlıktır, anlaşılmaya ve evrendeki yeri gösterilmeye çalışan insan ise herhangi bir zümre veya kültür içinde değerlendirilen insan değil, öz ve bütünü içerisinde düşünülen insandır. Yine temellendirilmesi ve tasfiri açıklanan “Değerler” e gelince, bunlar, bütün insanların, her zaman ve her yerde yöneldikleri farz edilen değerlerdir.

Etiketler: , , , , ,

Yorum yazın