2. Ahmet Kimdir – 2. Ahmet Dönemi

2. Ahmet Kimdir , 2. Ahmet Dönemi Islahatları hakkında bilgiler.

2. Ahmet Kimdir - 2. Ahmet Dönemi IslahatlarıAHMET II, Osmanlı padişahı (İstanbul 25 Şubat 1643 – Edirne 6 Şubat 1695). Sultan İbrahim’in Muazzez Sultan’dan doğan oğlu. Kardeşleri IV. Mehmet, II. Süleyman’ın saltanatları zamanında, Topkapı Sarayı’nda yaşayan ve devlet işlerine pek karışmayan II. Ahmet, 1683’ten beri, dört cephede sürdürülen savaşlarla iyice yıpranmış olan devlet idaresini 48 yaşında (22 Haziran 1691) eline aldığında, kendini savaşın ortasında buldu.

Görevinde bıraktığı sadrazam Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa, sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra, Avusturya cephesine hareket etti. Sadrazam ordusunu, Zemun Irmağının.karşı yakasına geçirmek istedi. Askerin karşı kıyıya geçen bir bölümü, yüz bin kişilik, düşman ordusu üzerine saldırıya geçti. Ancak hezimete uğradı. Slankamen Savaşı olarak tarihe geçen bu savaşta, sadrazam da şehit olunca, Türk ordusu dağıldı (20 Ağustos 1691). Düşman Türk ordugahına girdiyse de, savaşacak gücü kalmadığından, tam bir imhâ hareketinde bulunamadı. Halep valisi Koca Halil Paşa ile Küçük Câfer Paşa, orduyu Belgrat’a getirmeyi başardılar. Tuna kaptanı Mustafa Kaptan ise, bu nehirdeki 800 kadar cephane yüklü ve yiyecek taşıyan kayıkları düşmandan aldı.
Slankamen’de şehit düşen Fazıl Mustafa paşa’nın yerine. II. Ahmet Arabacı Ali Paşa’yı sadrazam yaptı. Ancak zalim bir adam olan ve cepheye gitmeyen bu paşa, idam edilerek, yerine Hacı Ali Paşa sadrazam olarak atandı. Bu sırada, Lehistan ordusu Kameniçe kalesini kuşatmıştı, ancak Kırım hanının, ülkelerine yaptığı büyük bir akın, dolayısıyla, kaleyi ele geçirmediler. Öte yandan Isakça’ya kadar sarkan bir kısım leh kuvvetleri de, Kahraman Paşa’ca geri atıldı. Avusturya cephesinde bütün gücüyle savunmada bulunan Osmanlı ordusu, Varadin’in Avusturyalılarca a-lınmasına engel olamadı. Yeni sadrazam Hacı Ali Paşa (1692), hazırladığı Osmanlı ordusuyla Avusturya cephesinde sefere çıktıysa da, düşmanla bir savaş yapılamadı. Belgrat’ı onaran ve tahkim eden Hacı Ali Paşa, İstanbul’a geri döndü. Öte yandan Mora ve Yunanistandaki başarılarından sonra, Girit adasını da ele geçirmek isteyen Venedik Cumhuriyeti, adaya asker çıkardı ve Hanya kalesini kuşattı. Yapılan şiddetli saldırıları, başarıyla püskürterek, kaleyi kurtaran Kandiye Muhafızı Mehmet Paşa, Venediklileri adadan eli boş çevirdi. Venedik donanması komutanı Françesko Moce-nigo, Hanya’yı 41 gün kuşattıktan sonra çekildi.

Osmanlı devleti, birçok cephede kıyasıya bir savaşı savunma yöntemiyle sürdürürken, Avusturya, bazen doğrudan, bazen de İngiltere ve Felemenk devletlerinin aracılığıyla barış tekliflerinde bulunuyordu. Fakat, ileri sürülen koşullar o kadar ağırdı ki, Osmanlı devleti böyle bir barış imzalamaya yanaşmadı.

Bu arada başkentte Hacı Ali Paşa sadrazamlıktan ayrıldı, yerine Bozoklu Mustafa Paşa sadrazam oldu. Yeni sadrazamı, II. Ahmet, hemen Avusturya cephesine gönderdi. Kırım hanı Hacı
Giray’ın, Osmanlı ordusunun Belgrat yerine, Avusturya’nın işgalinde bulunan Erdel’e gitmesini yazması, padişahça uygun bulunduğundan, Bozoklu Mustafa Paşa; o yöne hareket etti. Çünkü Hacı Giray, Osmanlı kuvvetlerinin Belgrat’ta bulunduğu bir sırada AvusturyalIların, Erdel’den ilerleyerek, Eflak ve Boğdan’ı ele geçirip, Bucak ve Bulgaristan’a inme planları yaptıklarını haber aldığını bildirmişti. Ancak, Osmanlı ordusu, Eflak’a geçtiği sırada, AvusturyalIların Belgrat’ı kuşattıkları haberi geldi. Sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa, bu durumda, Belgrat üzerine gidilmesini kararlaştırdı.

8 Eylül 1693’de Morava nehri geçilip hızla düşman üzerine hareket edildi. Yagodina’dan başlayarak da savaş düzeni alındı, bu arada Semendire’de bulunan Kırım Hanı ile Rumeli Beylerbeyinin kuvvetleri, düşmanın öncü birliklerini bozguna uğrattılar. Oldukça planlı ve güçlü bir orduyla Belgrat’ı-kuşatmış bulunan Avusturya ordusu, Türklerin hızla geldiklerini ve kalenin ele geçirilmesinin güçlüğünü gördüklerinden hemen kuşatmayı kaldırdılar. Sadrazam ordusuyla girdiği Belgrat’ta onarımlar yapıp, tahkimatta bulunduktan sonra, Varadin’e çekilmiş bulunan Avusturya ordusuna karşı bir gösteri harekatı yaptı. Tamışvar ve Göle kalelerine de yiyecek ikmali sağlandıktan sonra geri dönüldü.

Seferden dönen Bozoklu Mustafa Paşa, II.Ahmetce görevinden alınarak, yerine Sürmeli Ali Paşa sadrazam oldu. Trab-lusşam beylerbeyiliğinden İstanbul’a gelir gelmez, serdarlıkla cepheye gönderildi. Sürmeli Ali Paşa, Ösmanlı ordusuyla Varadin’de bekleyen Avusturyalıların üzerine hareket etti. Bu arada Venedikliler, Dalmaçya’da Gabella kalesini almışlardı. 12 Eylül 1694’de Varadin kalesini kuşatan Osmanlı ordusu, beş yıldan beri iyi bir şekilde tahkim edilen ve on dört bin muhafızı bulunan kaleyi, şiddetli yağmurlar ve sefer mevsiminin geçmiş olması dolayısıyla ele geçiremedi. Sonunda 2 Ekim 1694’de kuşatma kaldırıldı ve Sürmeli Ali Paşa, bazı kaleleri takviye ettikten sonra Belgrat’a döndü.

Osmanlı ordusu Avusturya cephesinde uğraşırken, Girit’te bir başarı elde edemeyen Venedikliler, Sakız adasına asker çıkardılar. Papalık ve Malta devletlerinden de yardım gören Venedikliler, 7 Eylül de 12.800 askerle çıktıkları adada, 1.370 Türk’ü teslim aldıtar (21 Eylül 1694). II. Ahmet, adanın geri alınması için hemen hazırlıkları başlattı. Ancak buna ömrü yetmedi. Çok kısa süren bir saltanattan sonra, 6 Şubat 1695′de Edirne’de istiska hastalığından öldü. İstanbul’a getirilen cenazesi, Kanunî Sultan Süleyman türbesine gömüldü.

II. Ahmet’in saltanatı sırasında, devlet batı cephesinde büyük savaşlar verdi. Ülkenin iç durumu da pek iyi değildi. Irak ve Hicaz’da sürekli isyanlar çıkmaktaydı. Suriye’de Sürhanoğulları ile Dürzî Ma’n-oğulları devlete baş kaldırmışlardı. Kuzey Afrikadaki Türk topraklarında da sürekli karışıklıklar olmaktaydı.

Askeri bir başarı gösteremeyen II. Ahmet, divan toplantılarını haftada ikiden dörde çıkardı. Bazı vilayetlerde mirî mukataanın, toprakları kullananlara, ömürboyu (kayd-ı hayatla) verilmesini ve satılmasını kararlaştırdı.

Etiketler:

Yorum yazın