Mülkiyet nedir – Mülkiyet hakkı

Mülkiyet nedir – Mülkiyet hakkı
MÜLKİYET i. (ar. mülk’ten mülkiyyet). Bir mala sahip olma, onu serbestçe kullanma hakkını kendisinde bulundurma, mal sahipliği: Koskoca Rusya’da bir muhafazakâr, bir liberal, bir sosyalist, bir çarist, bir mülkiyet davacısı yok mudur? (F. R. Atay).

— Huk. Mülkiyet hakkı, kanun veya öteki düzenleyici kurallarla sınırlanmış olarak, bir mal üstünde en geniş tasarruf imkânını veren aynî hak. (Bk. ANSİKL.) || Mülkiyet hakkının suistimali. Bk. Hakkın KÖTü’ye kullanılması. || Mülkiyet karinesi. Bk. AN-SlKL. || Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi, alıcıya teslim edilmiş olduğu halde, satılmış bir şeyin mülkiyetinin, belirli bir şartm gerçekleşmesine kadar, satıcıda kalmasını sağlayan sözleşme. (Bk. ANSiKL.) || Ferdî mülkiyet, bir eşya üstünde bir kişinin tek başına sahip olduğu mülkiyet. (Bk. ANSiKL.) || Gayrimenkul mülkiyeti, gayrımenkuller üstündeki mülkiyet hakkı. (Bk. ANSiKL.) || iştirak halinde (veya elbirliğiyle) mülkiyet, birden çok kimsenin bir şeye, payları tayin edilmeden, birlikte (elbirliğiyle) malik olmaları. (Bk. ANSiKL.) || Kuru mülkiyet, bir eşya üstünde intifa hakkının malikten başkasına ait olduğu mülkiyet türü. (Bk. ANSiKL.) || Menkul mülkiyeti, menkul mallar üstündeki mülkiyet hakkı. (Bk. ANSiKL.) || Müşterek (veya paylı) mülkiyet, birden çok kimsenin bir şey üstünde şayien malik oldukları ve paylarının da bilfiil ayrılmadığı teplu mülkiyet. (Bk. ANSiKL.) || Toplu mülkiyet, bir şeye birden fazla kişinin birlikle malik olması. Bk. ANSİKL.
— ANSiKL. Huk. Mülkiyet hakkı, bir maddî mal üstünde en geniş tasarruf imkânını veren haktır. Anayasa md. 36’ya göre herkes temel bir hak olarak mülkiyet hakkına sahiptir ve bu mülkiyet hakkı ancak kamu yararına kanunla sınırlandırılabilir; kamu yararına aykırı olarak kullanılamaz. Mülkiyet hakkı aynı zamanda inhisarı bir haktır. Bu inhisarîlik iki anlama gelir, önce malik, bir malı üstünde mülkiyet hakkını kullanırken kimseye bağlı değildir. Bunun yanında mülkiyet hakkı sahibi olan kimse bu hakkını herkese karşı ileri sürerek onun başka kimseler tavafından ihlâl edilmesini engeller. Mülkiyet hakkının konusu maddî mallardır. Fikir ve sanat eserleri üstünde bir sınaî mülkiyetten söz edilirse de, bu, gerçek anlamıyle bir mülkiyet değil, başka, bir mutlak haktır. Kanuna göre tapu kütüğüne bağımsız ve sürekli olarak kaydedilen bazı haklar da mülkiyet konusu olabilir. Mülkiyet hakkı, malike kullanma, yararlanma vc harcama (tasarruf etme) yetkilerini verir.

• Mülkiyet karinesi, gayrımenkullerde tapu sicilindeki tescil, menkullerde ise zilyetliktir. Bir menkul mala zilyet olan kimsenin, o malın maliki olması karinedir. Ancak, bu, aksi ispat edilemeyen bir karine değildir. Zilyetin malik olmadığını iddia eden kimse, bu iddiasını ispat edecek olursa, karine ortadan kalkar. Bunun gibi, sadece mevcut zilyetlik değil, eski zilyetlik de bir mülkiyet karinesi olur. Çünkü önceki zilyetler de zilyet bulundukları süre içinde, o malın maliki kabul edilirler (Med. kn. md. 898/11).

• Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi’ndt, menkul bir malın mülkiyetini devretmek borcu altına giren kimse, devralana malın zilyetliğini devrederken, mülkiyetini özel bir şartm gerçekleşmesine kadar kendi uhdesinde saklı tutar. Meselâ taksitle alım satımlarda satıcı ile alıcı, taksitlerin tamamının ödenmesine kadar, mülkiyetin satıcıda kalacağını kararlaştırabilirler. Mülkiyeti muhafaza sözleşmelerinin, alıcının ikametgâhı noteri tarafından onaylanması ve özel bir sicile kaydedilmesi gerekir. Mülkiyeti muhafaza kaydıyle yapılan taksitli satışlarda, taksitlerin bir kısmı ödenmezse satıcı malın iade edilmesini isteyebiliı. Bk. TAKSİT’/« satış.

• Ferdî mülkiyet’te bir şey üzerinde bir kişi, tek başına mülkiyet hakkına sahiptir; bu hakkından yaraılanmayı toplu mülkiyette olduğu gibi öteki maliklerle paylaşmak zorunda değildir. Bu haktan doğan bütün yetkileri tek başına kullanu.

• Gayrimenkul mülkiyeti’nin konusu, arazi, tapu siciline bağımsız ve sürekli olarak kaydedilen haklar (bk. müstakil ve daimî haklar) ve madenlerdir. Gayrimenkul mülkiyeti, bir arazinin yararlı olacak derecedeki altını ve üstünü de kapsar. Gayrimenkul mülkiyetinin yatay sınırları ise, planda ve yeryüzünde gösterilen işaretlerle tespit edilir. Gayrimenkul mülkiyetinin kanundan ve sözleşmeden doğan kayıtlamaları vardır. Kanundan doğan kayıtlamalar ya kamu hukukundan veya özel hukuktan doğar. Kamu hukukundan doğan kayıtlamalara örnek olarak, İmâr kanunu, Memnu Mmtakalar kanunu, İskân kanunu v.b. de bulunanlar gösterilebilir, özel hukuktan doğan kayıtlamalar ise çok çeşitlidir. Meselâ toprağın ıslahı, sınırlar, komşuluk hukuku, zorunlu geçit hakkı, mecralara ilişkin, kayıtlamalaıda olduğu gibi. Ornıan ve meralaıa, tabiî semereleıe, komşu ağaçlara, kaynak hakkına ve yeraltı sularına ilişkin kayıtlamalar da vardır. Mülkiyet hakkı, sözleşmeyle de kayıtlanabilir. Bu durumda malik, yapmış olduğu bir sözleşme sonucu mülkiyet hakkını belirli konularda sınırlar. Şufa, iştira, vefa haklarında olduğu gibi. Gayrimenkul mülkiyeti, ya aslen veya devren kazanılır. Aslen kazanma durumunda, mülkiyeti kazanan kimsenin hak kazanması başka bir kimsenin iradesine dayanmaz. Aslen iktisap yolları, işgal, yeni arazi teşekkülü ve-kazandırıcı zama-naşımıdır. Devren iktisap durumunda ise mülkiyet, başka bhf ^kimsenin iradesine dayanılarak kazaflilllrUdötts durumda mülkiyetin kazanılabilmesi için, borçlandırıcı sözleşmenin resmî şekilde yapılması ve hakkın tapu siciline tescili gereklidir. (Bk. TESCİL.) Resmî sözleşmeyi düzenlemeğe, tapu sicil memurları yetkilidir. Gaynmenkul mülkiyeti, terk, gayrımenkulün tamamıyle yok olması ve kamulaştuma durumlarında sona erer.

• İştirak halinde mülkiyette birden fazla kimse, hisseleri tayin edilmeden, bir malın tamamına birlikte (elbirliğiyle) malik olurlar. Bu mülkiyet türünde, ortakların kesirlerle ifade edilmiş payları yoktur; hepsi birlikte, malın tamamı üstünde hak sahibidir. Bu şekilde bir iştirak halinde mülkiyetin söz konusu olabilmesi için, ortaklar arasmda bir temel ilişkinin bulunması gerekir: miras şirketi (ortaklığı), âdi şirket, aile şirketi emvali, karıkoca mal ortaklığında ortaklığa giren mallar gibi iştirak halinde mülkiyetin konusu olan mala ilişkin tasarruf işlemlerinin, aksine bir hüküm bulunmadıkça, oybirliğiyle yapılması gerekir. İştirak halinde mülkiyete temel olan hukukî ilişki devam ettikçe, iştirak halindeki mülkiyet de devam eder. Bu sebeple, iştirak halindeki mülkiyetin sona ermesi için önce buna temel olan hukukî ilişkinin sona ermesi yahut mülkiyet konusunun ortakların oybirliğiyle alacakları bir kararla başka bir kimseye devredilmesiyle veya iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi gerekir.

• Kuru mülkiyette intifa hakkı, malikten başkasına aittir. Bu durum, özellikle miras bırakanın eşi, öteki mirasçılanyle birlikte mirasçı olursa ortaya çıkar. Eş, birinci zümre mirasçılarla birlikte mirasçı olur ve intifa hakkını seçerse veya ikinci yahut üçüncü zümreyle birlikte mirasçı o-lursa terekenin belirli bir bölümü üstünde intifa hakkına sahiptir. Eşin intifa hakkına sahip olduğu tereke malları üstündeki mülkiyet hakkı, öteki mirasçılara aittir. Mirasçıların bu hakkı kuru mülkiyettir. Bk. MİRAS payı.

• Menkul mülkiyetinin konusu, bir yerden başka bir yere, değerinde bir değişiklik olmadan taşınabilen mallarla, gayrimenkul mülkiyetine girmeyen, temellük edilmesi mümkün tabiî kuvvetlerdir (Med. kn. md. 686). Elektrik, atom gibi tabiî kuvvetlerin menkul eşya sayılarak, menkul mülkiyetinin konusu olabilmesi için, iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir: a) bunlar üstünde hukukî hâkimiyet kurulabilmesi; b) bunların gayrimenkul mülkiyetine girmemesi. Gayrimenkul mülkiyeti gibi, menkul mülkiyeti de devren veya aslen kazanılabilir. Aslen kazanma yolları, ihraz (bk. İHRAZ), lukata (bk. LUKATA), define (bk. DEFİNE), hukukî tağyir (bk. hukukî tağyir), karışma ve birleşme (bk. karişma, birleşme) ve kazandırıcı zamanaşımıdır (bk. ZAMANAŞIMI). Devren iktisap için ise, zilyetliğin karşı tarafa geçirilmesi gereklidir. Menkul mülkiyetinin devri borcunu doğuran sözleşmeler kural olarak hiç bir geçerlilik şekline bağlı değildir.

• Müşterek mülkiyette, bir malm birden fazla maliki vardır. Ancak bu maliklerin payları bilfiil taksim edilmemiştir ve mülkiyetleri de bütün mala yaygındır (şayi). Bu mülkiyet bir hukukî işlem ile, bir maddî fiilden veya bir yetkili makamın verdiği karar sonucu doğar. Bir kimsenin malını birden çok kimseye vasiyet etmesi veya bir malı birden çok kimsenin satın alması durumunda, müşterek mülkiyet bir hukukî işlemden doğar, iki gayrımenkulün ayrılması için yapılan, duvar, çit v.b. yerler, karışma ve birleşme sonucu karışan veya birleşen mallar üstündeki müşterek mülkiyet bir maddî fiille doğar. Gayrımenku-lün müşterek maliklerinden her birinin payı, tapu kütüğünde malikler sütununda gösterilir.
Müşterek mal üstünde yapılacak tasarrufları, bu tasarrufun ortaklardan birinin kendi payma veya malın bütününe ilişkin olmasına göre ayrı olarak incelemek gerekil. Paydaşlardan her biri kendi payı üstünde tek başma tasarrufta bulunabilir; onu satarak mülkiyetini devredebilir. Bunun için öteki paydaşların iznini alması gerekmez. Ancak paydaşlardan birinin kendi hissesini satması durumunda, öteki paydaşlar kanunî şufa haklarını kullanarak, o payı tercihan satın alabilirler. (Bk. ŞüFA hakkı.) Mülkiyeti devir işleminden başka, her paydaş başta rehin olmak üzere, kendi hissesi üstüne tek başına aynî bir yük yükleyebilir. Ancak bu şekilde kurulan bir yükümlülük, sadece bunu kuran paydaşın değil, öteki paydaşların da hissesini yük altına soka-, rak kullanılabilecekse tek başına kurulamaz. Buna karşılık, müşterek mülkiyete tabi olan malın bütünü devredilecek veya bütünü üstünde bir yük kurulacaksa, bütün paydaşların oybirliğiyle karar vermesi gerekir.

Müşterek mülkiyetin sona ermesi için önce paydaşlardan her biri paylı mülkiyete son verilmesini, yani paylı durumun giderilmesini (izalei şüyu) [bk. ŞüYU’nım giderilmesi] her zaman kural olarak isteyebilir. Ancak bazı durumlarda bu istek için sınırlar konmuştur. İkinci sınırlama ise, müşterek mülkün devamlı bir amaca tahsis edilmesi durumudur. Müşterek mülkün tahsis edildiği devamlı amaç var olduğu sürece, paydaşlar, paylı durumun giderilmesini isteyemezler. Bunun gibi, zamanın uygun olmaması da, paylı durumun giderilmesinin istenmesine engeldir.

Müşterek mülkiyete son verme işi (paydaşlar anlaşırlarsa) değişik şekilde yapılabilir. Paydaşlar, aynen taksime de, mahn pazarlık veya açık artırma yoluyle satılarak bedelinin paylaşılmasına da karar verebilirler. Paydaşlar, taksimin ne şekilde yapılacağında anlaşamazsa, içlerinden birinin mahkemeye başvurması üzerine hâkim işe müdahale eder. Bu durumda hâkim, önce aynen taksimin mümkün olup olmadığma bakacaktır. Eğer bu imkân varsa, aynen taksime karar vermek zorundadır. Hâkim, ancak aynen taksimin mümkün olmadığı durumlarda satışa karar verir. Bu satış da açık artırma ile olabilir; hâkim, pazarlıkla satışa karar veremez.

• Toplu mülkiyet. Bir malın birden fazla malikinin bulunması o mal üzerinde birden fazla mülkiyet hakkının bulunduğunu ifade etmez. Mülkiyet hakkı yine tektir, fakat bu hak birden fazla kişiye aittir. Toplu mülkiyetin iki ayrı çeşidi vardır: 1. müşterek (veya paylı) mülkiyet; 2. iştirak halinde (veya elbirliğiyle) mülkiyet. (M)

Yorum yazın