Sütun nedir

Sütun nedir

Sütun nedir

Sütun i. yun. stylos > fars. sütun). Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde «sütun başlığı» denen çıkıntılı bir kısım bulunan, genellikle bir kaideye, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek: Şöyle bir baktı mı insan, kapının heyetine, / Evvelâ her iki yandan oluyor çehre-nümun; / Mütenazır iki mih-râb, iki âzade sütun (M. Â. Ersoy). Fakat ben, kapının dışındaki sütunların arasına sokulurdum. Gelen gidenleri seyrederdim (Ş.S. Aydemir). [Bk. ANSİKL. Mim. bölümü.] || Teşm. yol. Silindir biçiminde dayanak: Bir dolabın cephesindeki küçük süsleme sütunları. Oldukça yükseğe çıkan ve az çok silindir biçiminde olan şey: Filhakika müthiş bir homurtu içinde çöken duvarların arasından fırlayan büyük, muazzam, devkâri bir alev sütunu herşeyin bittiğini gösteriyordu (A.H. Tanpınar). Duman, su sütunu. || Düşey olarak yerleştirilen birbiri üzerine gelen şeyler dizisi: Rakam sütunu. || Bir sayfada paralel iki çizgiyle diklemesine ayrılmış bölüm: Listeyi iki sütuna ayırmak. || Bir sayfada dikine bir bölüm meydana getiren satırlar dizisi: Bütün o sözler Tanin sütunlarında İttihat ve Terakki’ye riyakârlık içinmiş (F.R. Atay). Ankara’da Hâkimiyeti Milliye gazetesi «İtilâf kuvvetlerinin İstanbul’daki Rezaletleri» diye bir olaylar sütunu açmış (Y. K. Karaosmanoğlu).

— Fiz. Bir boruda veya düşey bir kapta bulunan sıvı: Barometre sütunu.

— Mat. İki girişli bir tabloda (determinant, matris v.b.) aynı düşey üzerinde bulunan elemanların tümü.
— Mim. Sütun aralığı, iki sütun arasındaki açıklık. (Vitruvius, ara mesafelerine göre beş çeşit sütun aralığı kabul eder: pik-nosil, sistil, östil, diastil ve areostil.) || Sütun başlığı, bir mimarî desteğin (sütun’ yarım sütun, dörtköşe direk), tepesinde bir kemer ayağını veya bir baştabanı taşımaya yarayan yayvan unsur. (Bk. ANSİKL.) |i Sütun çanaklığı. Bk. ÇANAKLIK. || Sütun gövdesi, sütunun kaide ve başlığı arasında bulunan bölümü. (Sütun gövdesi tek par-çadansa monolit, üst üste gelen silindirlerden yapılmışsa parçalı adını alır; doğru veya burma sütunlar da vardır. Süsleme bakımından sütunlar düz veya olukludur.) [Bk. ANSİKL.] || Sütun incelmesi, sütun gövdesinin, dipten veya yüksekliğinin üçte birinden başlığa doğru daralması. || Sütun sekisi, bir sütun dizisini taşıyan altlık. (Bir sütunun sekisi bir korniş silmesi veya üst silmeden, bir etek silmesi veya alt kenarı meydana getiren düşey çıkıntıdan ve altlık gövdesinden oluşur.) || Ara sütun, yarısı veya üçte biri iki dört köşe ayak arasında bulunan sütun. || Ayrık sütun, tonoz yüklerini taşımak için bir ayağın köşelerine yerleşmiş sütuncuklarla birlikte yapılan sütun. || Burma sütun, gövdesi vida gibi yivli olan sütun. j| Büyük sütun başlığı, duvar desteğinin iki duvara rastlayan köşesindeki sütun başlığı; bu sütun başlığı her iki duvarın biçimine de uygun düşer. I| Çifte sütun, ikişer ikişer ve birbirlerine çok yakın olarak dikilmiş sütunlar. |j Dayama, gömme sütun veya yarım sütun, kısmen duvar içine gömülmüş sütun. || Döner sütun, ekseni etrafmda döndürülebil-diği sürece duvarların paralelliğini gösteren ve yapıların belli yerlerine konulan sütun. || iğ sütun, ortası şişkin sütun. || Köşe sütun başlığı, saçak bedeninin bir kısmını taşıyan başlık. || Küme sütunlar, aynı oturtmalık üstünde ikiden daha çok sayıda sütunun birleştirilmesiyle meydana gelen toplu sütunlar. |j Mahmuz sütun, Romalıların bir deniz zaferinden sonra, gövdesinde gemi pruvaları bulunan sütunları taklit ederek yaptıkları sütun. || Merdivenli sütun, anıtsal sütunların çoğunda olduğu gibi iskelesi olan sütun. || öbek sütun, tek ayak üzerinde birden çok gövdeli sütun. || Rüs-tik sütun, gövdesi yontma taşlarla kabartılı olarak yapılan sütun. f| Silme sütun başlığı, basit silmelerden meydana gelen sütun başlığı. || Toscana, dor, ion, korint-hos, kompozit sütun. (Beş klasik sütun başlığı düzeni.) Bk. ANSİKL. || Trig-lif sütun başlığı, triglifin üst kısmında bulunan başlık. || Yarım sütun, bağlı sütun, dayalı sütun, yapışık sütun, bir duvar veya ayağın içine bir kısmiyle gömülmüş sütun. || Yerleşik sütun, gövdesinin üçte biri veya yarısı iki yarım ayak arasına yerleşmiş olan sütun. || Yivli sütun, gövdesi boylamasına oluklu sütun.

— Süs. santl. Rönesans’tan itibaren sütun süsleme sanatlarının en çok kullanılan unsurlarından biridir. Ev eşyalarında ya destek olarak (masa, iskemle ayakları, karyola köşeleri v.b.) veya bir süsleme unsuru olarak (yazıhane veya dolapların ön cephesi, ayna çerçevesi v.b.) önemli bir yeri vardır. Minyatür sanatında da Incil’in çeşitli bölümlerini birbirinden ayırmak için veya gravürleri çerçevelemek, duvar halılarını bölümlere ayırmak için sütun motifine başvurulmuştur.

— Tar. Zafer sütunları. Bk. ANSİKL.
— Teknol. Damıtma sütunu, sürekli çalışan bir damıtma* cihazının ana organı. || Yıkama sütunu. Bk. KULE. Sanay. bölümü. || Bir Tablalı sütun, petrol rafinerilerinde ve diğer sanayilerde ayrımsal damıtma için kullanılan cihaz. (Eşanl. KULE.) Bk. ANSİKL.

— ANSİKL. Mim. Kesiti silindir biçiminde olan sütun, çatı veya herhangi bir üst yapı elemanın taşımak için dikilen desteklerden gelmiş olabilir. Her milletin mimarîsinde sütun kullanılmıştır. Taş sütun, ağaç veya bronz kenetlerle tutturulmuş birkaç parçadan meydana gelmiş parçalı, tek parça olarak yaptırılmışsa monolit adını alır. Sütun başlıca üç kısımdan meydana gelir: sütunun sağlamca oturmasını sağlayan kaide; boyutları bütünün direncini belirten gövde; sütunun üstündeki yapıya oturak olan, hem de kemer veya düz atkının kavisli veya yatay biçimi ile sütun gövdesinin düşey yönü arasında bir geçiş olan sütun başlığı. Sütun gövdesi düz, bur-malı veya burmasız yivli; kabartmalı, sar-kıtmalı, silindir görünüşünü bazen küp şeklinde taşlarla süslü olabilir. Ayrıca alçak kabartmalarla (zafer sütunları), yazıtlarla, kadırga pruvalarıyle (mahmuzlu sütunlar) bezenmiş sütunlar da vardır. Durumları bakımından da sütunlar birbirinden ayrık, çift, birbirine dayalı, yapışık, köşeye yerleştirilmiş olabilir.

Genellikle monolit olan Mısır sütunlarının çok değişik tipleri vardır. Çan biçimi (Sek-kare) sütunun gövdesi düz, yer yer yazıtlarla süslü başlığı da açılmış bir papirüs çiçeği biçimindedir; kaidesi su yapraklarından bir çelenk görünüşündedir. Parmak biçimli sütunun (Sekkare’de Unes tapınağı) gövdesi düz, kaidesi daire şeklindedir, hurma dallarından bir demet halinde sona erer. Monostil sütunun düz gövdesinin tepesinde bir kapalı papirüs çiçeği biçiminde bir başlığı vardır. Lotus ve papirüs biçimli sütunların gövdeleri deste’yi andırır. Bunlardan ilki (Abusis) kesitli yarım daire biçiminde 4 veya 6 lotus sapından, meydana gelir; beş sarımlı bir bağ ile birbirine tutturulan bu sapların tepesindeki yarı açılmış lotus çiçekleri sütun başlığı görevini görür; papirüs biçimindeki sütunlar ise (Luksor) kesiti üçgen biçiminde papirüs saplarından meydana gelir: aşağıya doğru genişleyen bu sapların tepeleri gene papirüs çiçeği biçimindedir. Hathor sütun düz gövdeli ve yuvarlak kaidelidir. Hathor’un başı üzerinde duran zar biçiminde bir taştan meydana gelen sütun başlığı genel çizgileriyle yunanlıların Tanrıça Seistron dedikleri çalgıyı andınr. Ahşap mimarîden gelme kazık sütunun (Kamak) gövdesi silindir, başlığı da çan biçimindedir. Protodorik sütunda (Sekkare) dor düzeninin ilk biçimi görülür: yivli veya çok genli olan gövdesi yuvarlak bir kaideye oturur ve tepesinde de bir başlık tablası taşır.

Mezopotamya’da erken çağlardan beri bilinen sütun dayanak veya destek olarak pek az kullanılır, sadece bir süs değeri taşırdı (yapışık yarım sütunlar); tuğla veya palmiye odunundan yapılan gövdesi mozaikler veya madenî levhalarla bezenmişti (Kursâbâd). Asur’da tahta gövde soğan biçiminde taş bir kaideye oturtulmuştu; sütunlar çoğu zaman dörtlü gruplar halinde birleştirilmişti (Lagaş). Hititlerde oyuğuna tahta gövdeden yerleştirildiği taş kaidenin üzerine hayvan şekilleri veya kıvrık dallar oyulmuştu (Zincirli). Bu biçimdeki taş kaideli tahta sütuna Filistin’de de rastlanır (ay sütunları).

İran’da Haşimîler devrinde klasik anlamıy-le tam bir düzen* kurulmuştu. Dört köşe veya çan biçiminde kaide, boyu 20 m’ye kadar varabilen yivli gövde, dolamalarla süslü haç biçiminde bir blokun üstüne o-turtulmuş boğa veya grifon başlarından meydan gelen sütun başlığı. Ayrıca Kıbrıs’taki küçük hurma dalı sütun başlığı da ilgi çekicidir.

Sütunun biçim ve ölçü bakımından kesin kurallara bağlanması yunan mimarîsinin eseridir. Bununla birlikte, tek tip bir yunan sütunundan söz edilemez. Yükseklik ile çap, ana doğruların şişkinliği (antasis), eksenin eğikliği, yivlerin derinliği ve sayısı, süslemelerin işlenmesi ve sütunların çap-larıyle cephe genişliği arasındaki orana göre değişen aralıklarla sıralanması bakımından yunan sütunu çok çeşitlidir.

Roma mimarîsi yunan düzenlerinde ufak tefek değişiklikler yaparak Toscana düzeni ile karmaşık düzeni ortaya attı; Vitruvius’-un kesin kurallara bağladığı bu düzenler Rönesans’tan itibaren Palladio tarafından bütün Batı’ya tanıtıldı. Klasik çağ mimarları bazen bu sütunların gövdelerini halkalar, küp biçiminde taşlar, çeşitli kabartmalar ve burmalarla süslediler. Bizans mimarîsinde çok sık rastlanan sütun İslâm medeniyeti ve sanatı tarafından da benimsenmiş, İran ve Hindistan’da çok kullanılmıştır.

• Sütun başlığı, Klasik mimarîde sütun başlıklarının şekil ve süsleri, çeşitli düzenleri belirleyen niteliklerdir. Sütun başlığı, üzerinde bir sütun tablası veya bir abaküs bulunan bir başlık sepetinden meydana gelir ve sütun gövdesinin bir parçası sayılan tepe bileziğinin üzerine oturtulmuştur. —Mısır sütun başlığı. Eski Mısır’da kullanılan çeşitli başlık tipleri şunlardır: çan, lotus veya açılmış papirüs sütun başlığı, açılmış lotus çiçeği, yani tersine dönmüş çan biçimindedir (Sekkare’deki Ceser tapınağı); kapalı lotus sütun başlığı, soğan biçimindedir (Luksor’da Amenofis III tapınağı); palmiye veya pençe sütun başlığı, yukarıya doğru genişleyen palmiye dalı biçimindedir (Sekkare’deki Unes tapmağı); hathor sütun başlığı, kadın başlarıyle süslüdür (Tentyris’teki Hathor tapmağı); pro-todorik sütun başlığı, sade silmeli bir başlıktır; Ptolemaios devrinde ortaya çıkan kompozit sütun başlığı, çeşitli bitki biçimleriyle süslüdür (Karnak’taki Ptah tapmağı); kipti devrine ait olan sütun başlıkları ise düz yapraklarla bezenmiştir.

— Kıbrıs sütun başlığı, bir temele oturtulmuş üçgeni çevreleyen başlık kıvrımlarından meydana gelir. Bu sütun başlığına, Kıbrıs’ta II. binyıldan kalma yapılarda rastlanır (Megiddo).

— Ters sütun başlığı. En ünsüsü Louvre müzesindedir ve Sus şehrindeki Artakserk-ses sarayında bulunmuştur: kıvrımlı haç biçimindeki bir subasman üzerine yerleştirilmiş iki boğa başı arasında kalan boşluktan tavan kirişleri geçer. Boğanın yerini bazen at ya da grifonun aldığı görülür.

—- Girit sütun başlığı. Bir tam kaval üzerine oturan ve dört köşe bir abaküs taşıyan yuvarlak bir sütun başlığıdır. Myke-nai devrinde bu başlık dor düzenine oldukça yaklaşmıştır.
— Beş klasik başlık düzeni. Dor sütun başlığı bir çanak, bir yarımkaval veya kalın, düz ve dört köşe bir tabladan meydana gelir (Atina’daki Parthenon tapınağı). Daha süslü olan ion sütun başlığı çevresi tepe bileziğinden daha geniş olan iki kıvrım do-lamasıyle dikkati çeker (Atina’da Athena Nike tapmağı). Kallimakhos’un bulduğu korinthos sütun başlığı, her tarafından kenger yaprakları çıkan bir çiçek sepetini andırır. Bu başlık tipinde üç sıra kenger otu üst üste dizilir, en üst sıra birbirine, dolanmış yapraklar biçimindedir. Sütun tablasının içbükey yanları halka bezeklerle süslüdür. (Atina’daki Zeus tapınağı). Toscana sütun başlığı, dorik sütun başlığından doğmuştur ama boyutları daha büyüktür (Vulci sütun başlığı). Kompozit sütun başlığı, üzerinde iki sıra kenger yaprağı bulunan korinthos düzenindeki bir başlık sepetine oturtulmuş bir ion sütun başlığından meydana gelir (Laterano kilisesi vaftiz yerinin eski sütunları).

— Bizans sütun başlıkları. Batı’da olduğu gibi Doğu’da da Konstantinos devrinden sonra eski biçimler ağır ağır değişmeğe başladı. Korinthos sütun başlığı yavaş yavaş şekil değiştirerek tepesi kesilmiş ve ters dönmüş bir piramit biçimini aldı. Pi-ramitin yüzeyi alçak kabartmalarla süslüdür (Ayasofya) ve çoğu zaman üzerinde ters dönmüş ve kesik ikinci bir piramit vardır (Ravenna’daki San Vitale).

— Merovenj veya karolenj sütun başlıkları. Korinthos sütun başlıklarının kaba birer taklididir (OrlĞans’daki Saint-Aignan ile Grenoble’daki Saint-Laurent kilisesi yeraltı mezarlığı).

— Roman sütun başlığı. Korinthos sütun başlığından doğan Roman sütun başlığı kısa zamanda son ve kesin şekline kavuştu (XII. yy.). Heybetli bir görünüşte olan bu sütun başlığı, insan ve hayvan şekilleriyle süslüdür. Bazen de mitoloji veya günlük hayattan alınma sahnelerle bezenmiştir. (Milano’da Sant’Ambrogio, Verona’da San Zeno).

— Gotik sütun başlığı. Gotik devrin ilk zamanlarındaki sütun başlıkları kancalı sütun başlıklarıdır (Saint-Denis). Başlangıçtaki oturaklı hali, bu sütunlara birçok kemer yüklenmesini kolaylaştırdı. Ama 1250’-den itibaren taşıyıcı olarak her yere bir sütun başlığı yerleştirilmeğe başlandı. Çiçek süslemeleri en sade çiçek biçimlerinden en karmaşık biçimlere yöneldi. XIV. yy.da sütun başlığı, yaprak biçimi dar bir bilezikten başka bir şey değildir. XV. yy. başlarında da ayrıntılar kaybolmuştur.

— Rönesans sütun başlığı, eskiçağ ve İtalyan sanatının etkisiyle klasik biçimlerin boyutları değişti ve çeşitli süs motifleriyle özel bir görünüm kazandı.
— Fransız sütun başlığı. XVII. yy.dan itibaren eski düzenlere dönüldü. Bununla birlikte, Lebrun ve Colbert, bir fransız sütun başlığı yaratmağa çalıştılar ve bu sütun başlığını Versailles sarayının aynalı galerisinde kullandılar. Bu Kompozit sütun başlığında çevresinde iki horoz bulunan bir zambak figürü vardı, tablası da bir Apol-lon başıyle süslüydü.

— İslâm ve türk sütun başlığı, başlangıçta bizans veya korinthos sütun başlıklarının etkisinde kaldı (Büyük Kurtuba camii). Hattâ çan biçimine rastlanırsa da İslâm sütun başlığı tipi XIII. – XIV. yy.da belirdi. Kurdelelerle süslü, dip tarafı dar bir silindir şeklinde, geniş bir sepet görünüşünde-dir (Fas’taki Ebû İnaniye medresesi). Selçuklular, anıtlarında sütun başlıklarını düzenlerken yunan, bizans ve İran mimarîlerinin etkisinde kaldılar. Osmanlı mimarîsi, üslûp bakımından bu etkilerden kurtuldu. Osmanlı mimarîsinde sütun başlıkları kemerlere dayanıyor ve bu bağlantı noktasında çıkıntılı bir meşhurlar (mukarnas, stalaktit) sistemi meydana getiriyordu. Böylece sütunlar, üstlerine verilen ağırlığı, teknik esaslara daha uygun bir ölçüde taşıyordu. Osmanlı mimarîsinde iki çeşit sütun başlığı vardı: 1. şataflı (baklava biçimli motifleri olan) sütun başlığı; 2. mu-karnas’lı sütun başlığı. Sütunun ve başlığın yapıldığı taşın cinsine göre bu iki üslûptan biri seçiliyordu. Şataflı sütun başlıkları önce erken osmanlı mimarîsinde (Bursa anıtları) kullanıldı. Mimar Kema-leddin, Beyazıt camiinde bu üslûbu geliştirdi. Mukarnaslı sütun başlıkları da gelişmiş osmanlı mimarîsinin en önemli elemanlarından biri oldu.

— Hint sütun başlığı. Ellora’da sütun baş

lıkları yassı kUreler şeklindedir. Bunlar dörtköşe tablalara oturan sayvanlarla desteklenmiştir. Diğer bölgelerde sayvanın yerini zincir halkaları almıştır. Bu sütun başlıklarında hayvan veya insan figürlerine rastlanır.
• Sütun gövdesi. Klasik mimarîde sütun gövdesi sütun başlığı ile kaide arasında kalan yerdir. Sütun gövdesi tam silindir biçiminde değildir; çevresi yukarıya doğru altıda bir oranında daralır; aşağıdan yukarıya doğru sütun yüksekliğinin üçte birinde şişerek en büyük çapına ulaşır. Yuvarlak, dört köşe veya sekiz köşeli olabilen sütun gövdesinin yüzeyi düz, ayrıntıları pahlı veya olukludur.

Modem mimarîde çelik veya benotarme sütunların orantıları klasik mimarînin genellikle taştan yapılan sütunlarından çok daha incedir.

— Tar. Zafer sütunları, Roma’da kısa zamanda büyük millî olayların hatırasına sütunlar dikmek bir gelenek haline geldi. Bunların kaynağını belki de Yunanlıların üzerine heykel diktikleri direklerde aramak gerekir. Cumhuriyet devrinde dikilmiş olan sütunların boyutları küçüktü: C. Maenius sütunları (Latium savaşları), C. Duilius sütunları (I. Pön savaşı) veya Roma’nm denizlerdeki ilk zaferini kutlamak için Comi-tium’da dikilen gemi mahmuzu (rostum) ile süslü gaga şeklindeki sütun, Minucius, Se-zar sütunları, İmparatorluk devrinde dev boyutlu sütunlar dikildi. İmparatorun Daç’-lara karşı kazandığı zaferleri anmak için 113’te dikilen Trajanus sütunu, 29 m yük-sekliğindedir; 2,50 m çapında on sekiz beyaz mermer kasnaktan meydana gelir (başlık ve heykeliyle birlikte bütün yüksekliği 42,40 m). Trajanus’un küllerinin bulunduğu kaide yazı ve ganimetlerle süslüdür. Kesintisiz bir alçak-kabartma (2 500 figür, 200 m), çevresinde yirmi dört kere dolanarak bütün sütun gövdesini kaplar. Bergama kabartmalarından ilham alınarak yapılmış olan bu eserler ikonografya bakımından çok önemli bir belgedir. Bir iç merdivenle sütunun dor üslûbundaki başlığına kadar çıkılır; bir iç merdivenle sütunun heykeli kaldırılmış, yerine Aziz Petrus’un heykeli dikilmiştir. Mars alanında Dindar Antoninus’un hatırasına dikilmiş olan Antoninus sütunu 23 m boyundaydı ve 1705’te Monte Citorio’da bulundu. Düz granit gövdesinin tepesinde Antoninus’un heykeli vardı. Kaidesi ise ü-zerinde bir yazıtın ve üç alçak-kabartma-nın (Antoninus ile Faustina’nın Yücelmesi) bulunduğu bir yazı ve üç kabartma ile süslü küp biçiminde beyaz mermerden, küp biçiminde bir beyaz mermer blokuydu. Bu sütundan günümüze sadece kaidesi kalmıştır (Vatikan).
Marcus Aurelius sütunu (Piazza Colonna’-da), Marcus Aurelius’un Germenler ve Sar-matlara karşı kazandığı zaferlerin hatırasına Antoninus forumunda senato tarafından 180’e doğru dikilmişti (28 blok beyaz mermer, 30 m’ye yakın yükseklik). Trajanus sütunundan ilham alınarak yapılmış olan savaş sahneleri sütunun gövdesine işlenmişti; eskiden başlığına Marcus Aurelius’un heykeli oturtulmuştu. 1589’da bu heykelin yerine Aziz Paulus heykeli konmuştur.

Phocas sütunu, Bizans imparatoru Phocas adına 608’de dikilmiştir ve Forum’un son eski anıtıdır.

Roma’nm dışında bulunan sütunlar 1719’da depremle yıkılan Theodosius sütunu veya Arcadius sütunu ile Pompeius tarafından Diocletianus şerefine İskenderiye’de dikilmiş Pompeius sütunu’dur.

Çağımızda da anıt sütunlar yapılmaktadır. Başlıcalan şunlardır: Paris’te, 1 ekim 1803’-te Vendöme alanına dikilen Austerlitz veya Büyük Ordu sütunu; Bastille alanında, temmuz 1830 ihtilâlinin hatırasına dikilen Temmuz sütunu; Londra’da 1667 yangınının hatırasına dikilen Monument (yüksl. 61 m); Marlborough’un hatırasına dikilen Blenheim Park sütunu (İngiltere); Aleksandr I adına Leningrad’da dikilen Aleksandr sütunu.

— Teknol. Bir tablalı sütun’daki tablalardan her biri, inen sıvı ile çıkan gazları birbirine iyice karıştırır; gaz başlığından geçen buharların kabarcıklar halinde ayrılması gerekir. Tabla sayısı 10 ile 30 arasında değişir, hattâ istenen ayırmaya göre 50’ye u-laşabilir. Sütunun çapı ise işlemin miktarına göre değişir ve metrelerce olabilir.

Etiketler:

1 Yorum to “Sütun nedir”

  1. mehmet

    Ara 01. 2014

    Çok güzeel ve açıklayıcı olmuş teşerkkürler. Bizde bu üstun modellerini poliüretan olarak imal ediyoruz.

    Reply to this comment

Yorum yazın