İkinci Meşrutiyet Dönemi

İkinci Meşrutiyet Dönemi Hakkında Bilgiler

İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ (1908-1918)

İkinci Meşrutiyet Dönemiİkinci Meşrutiyet dönemi, Kanunu I Esasi’nin yeniden yürürlüğe konduğu 23 Temmuz 1908′den, Meclisi Mebusan’ın dağıtıldığı 21 Aralık 1918′e kadar sürdü.

Abdülhamit II’nin Kanunu Esasi’yi askıya alması ve meclisleri kapatması, kendisine karşı muhalefeti daha da artırdı.

Meclis kapatıldıktan sonra ilk önemli dış olay, savaşı bitiren Ayastafanos Anlaşması’nın imzalanması (3 Mart 1878) oldu. Bu anlaşmayla panislavizmin istekleri kabul edilerek, Karadağ ve Sırbistan bağımsızlıklarına kavuşuyor. ayrıca Romanya’nın bağımsızlığı, Rusya’nın Besarabya’yı işgal etmesi, Bulgaristan’ınsa özerkliği kabul ediliyordu. Bütün bu olaylar birçok soruna yol açtı. Bulgaristan’dan gelen göçmenler, İstanbul nüfusunu iki katına çıkarmış, iç sorunlara bir yenisini eklemişti. Halkın ve aydınların gözünde padişah Abdülhamit II toprak kayıplarının, çöken mâliyenin ve toplumsal sorunların baş sorumlusuydu. Bu dönemde Abdülhamit II’yi tahttan indirerek, yerine yeniden Murat V’i tahta geçirmek için iki girişim oldu. Birinci olay Ali Suavi tarafından hazırlandı. Ali Suavi 30 kadar göçmeni silahlandırarak Çırağan Sarayı’nı bastı, ancak muhafızlar direnerek saldırganları dağıttılar (20 Mayıs 1878) ve yargılanan Ali Suavi idam edildi. İkinci girişimse Kleanti Skalyeri vakası ya da Aziz Bey komitesi olayıydı. Bu girişim eyleme geçemeden, planları haber alınarak bastırıldı.

Ayastafanos Anlaşması, Rusları Balkanlar’da güçlü kılınca, durumdan hoşnut olmayan Avusturya, anlaşmanın gözden geçirilmesini istedi ve Osmanh Devleti’yle, Rusya, Almanya, Avusturya – Macaristan, İngiltere, Fransa arasında Berlin Kongresi toplandı. 13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Anlaşması’mn koşullarını Osmanh hükümeti hoşnutsuzlukla imzaladı. Anlaşmayla Osmanlılar yüklü bir savaş tazminatını kabul ediyor, büyük miktarda toprak yitiriyordu. Osmanlı Devleti’nin dış siyasetteki güçsüzlüğü iyice anlaşılmıştı. Gerçekten de, Avusturya Bosna-Hersek’te egemenlik kurmuş, Fransa Tunus’u, İngiltere Mısır’ı işgal etmiş, Girit’te ayaklanma başgöstermişti.

İşte bu koşullarda, aydınlar, özellikle 1889’dan sonra muhalefetlerini yoğunlaştırdılar. Aydınların amacı, Abdülhamit II’nin devrilmesi. Kanunu Esasi’nin yeniden yürürlüğe konarak Meşrutiyet’in kurulmasıydı. Çeşitli dernekler oluşturulmaya başlandı. İsmail Ganbulat ve Mithat Şükrü’nün Eylül 1906′da kurdukları Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile aynı yıl Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Şam’da kurdukları Vatan ve Hürriyet Cemiyeti bunlar arasındaydı.

Bu arada Paris’te toplanan jöntürk-ler kongresinde durum değerlendirmesi yapıldı ve 1907’de Selanik grubu İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle birleşince güçlü bir muhalefet başladı. Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti, Paris’te, 1907’de düzenlediği kongrede Abdülhamit II’yi tahttan çekilmeye zorlamak, Meşrutiyet’in kurulması için eyleme geçmek kararı aldı.

Bu muhalefet, zaten kuşkucu bir kişiliği olan Abdülhamit II’nin sert önlemler almasına yol açtı. Yaygın bir hafiyelik ve sansür uygulaması, aydınlarla yönetimin arasını gittikçe açarak mücadeleyi sertleştirdi. Yüzyılın başında rüşvet ve yolsuzluk, hükümet memurlarına- komploların düzenlenmesi. mali çöküntü, bürokratlar arasında da muhalifleri artırıyordu. Subaylarsa, yeni okullardan mezun halk çocukları olarak, bunalımın halka yansıyan hoşnutsuzluğunu daha iyi fark ediyor, özellikle 1901’de Balkanlar’da başlayan ayrılıkçı komitacılık hareketleriyle uğraşırken, deneyim kazanıyorlardı. İlk örgütlenmeler de bu nedenle subaylar arasında başlamıştı.

Fransa, İsviçre, Mısır ve İngiltere’deki Jontürkler, yabancı postaneler aracılığıyla çok sayıda dergi ve gazeteyi yurda sokarak, görüşlerini halk arasında yayıyorlardı. Bu dönemde, dışarda basılıp gizlice yurda sokulan çok sayıda gazete ve derginin başlıcaları şunlardı: İngiltere’de, Hürriyet (1894), Hayal (gülmece dergisi, 1895), Selamet (1901); Paris’te,Cüret (1898). Meşveret (1895); Mısır’da, Şafak (1898), Nasihat (1897), Şurayı Ümmet (1902), Türk (1903); İsviçre’de, Hakikat (1896), Osmanlı (1897), vb.

XX. yy’ın başındaki önemli iç olaylar arasındada l902’de Bulgar Makedonya ayaklanması, 1904′te Murat V’in ölümü, 1905’te Ermenilerin Abdülhamit Il’ye başarısız suikast girişimi, 1906′da Yemen’de İngilizlerin kışkırttığı ayaklanmanın bastırılması sayılabilir. 9-10 Haziran 1908’de İngiliz ve Rus hükümdarlarının, Reva!’deki (günümüzde Tallin), Osmanlı Devleti’ni paylaşma toplantısı, Osmanlı Devleti’ nin yıkılışının habercisiydi. Bu karışık ortamda Rumeli’de ve Anadolu’da çıkan ayaklanmalar ve grevler, Makedonya’daki 3. Ordu birliklerine de yayıldı. Durumu inceleyecek bir komisyon kuruldu. Enver Bey, Resneli Niyazi Bey, askerleri ve silahlarıyla dağa çıktılar; İttihat ve Terakki Cemiyeti de bir bildiri yayımlayarak Abdülhamit II yönetimini gayrimeşru ilan etti. Bu ayaklanmayı bastırmak üzere, büyük bir kuvvetle bölgeye gelen Şemsi Paşa, mülazım Atıf Efendi tarafından öldürüldü. Makedonya’daki bu eylem ve birçok kentte yapılan toplantılar, Edirne’deki 2. Ordu’yu da etkilemişti. Abdülhamit II’nin, hareketi bastırmak için kimi önderlere yaptığı kandırıcı öneriler reddedildiği gibi, subaylar hakkında rapor vermek üzere gönderdiği casuslar da yakalandı. Bu olaylar, subaylarla saray arasındaki bağları kopardı. Selanik ve Manastır’ daki ordular saray otoritesini reddetti, Edirne’deki 2. Ordu da eylemi destekledi. Manastır, Kosova, Firzovik gibi yerlerde halk ayaklanarak Meşrutiyet’i kurmakta kararlı olduklarına yemin etti. Çeşitli yerlerden Abdülhamit H’ye tahttan çekilmesi ve Meşrutiyet’i ilan etmesi için telgraflar gönderilmeye başlandı. Telgraflarda, isteğe uyulmazsa veliahtın Rumeli’de padişah ilan edileceği ve orduların İstanbul’a yürüyeceği bildiriliyordu. Çaresiz kalan Abdülhamit II, bir irade ile İkinci Meşrutiyet’i ilan etti (23 Temmuz 1908). Meşrutiyet bütün Osmanlı ülkesinde sevinçle karşılandı. Abdülhamit II, Kanunu Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyan hattı hümayununda uyruklar arasında ayrım yapılmayacağını, kişisel özgürlüklerin tanındığını, herkesin hukuk karşısında eşit olduğunu, olağanüstü mahkemeler kurulmayacağını, basın ve öğrenim özgürlüğünün kabul edildiğini belirtiyordu. Padişah seçimlerin yapılmasını da emretmişti.

1908’de yapılan seçimleri kazanan İttihat ve Terakki Cemiyeti kesin iktidar için gerekli önlemleri alırken, muhaliflerin dinci kanadı, Derviş Vahdeti önderliğinde 31 Mart Olayı (13 Nisan) adı verilen silahlı ayaklanmayı başlattı. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, Selanik’ten gelerek ayaklanmayı bastırdı ve Abdülhamit II, tahttan indirilerek (27 Nisan 1909) yerine Mehmet V Reşat geçirildi. 1909-1913 yıllarında Mahmut Şevket Paşa’nın sıkıyönetim komutanlığı sırasında Arnavutluk, Hicaz, Suriye, vb. yerlerde çıkan ayaklanmalar zorlukla bastırıldı. İttihat ve Terakki Cemiyeti yıprandığını anlayınca Meclis’i feshetti ve 1912’de cemiyetin baskısı altında yapılan seçim sonunda, doğrudan iktidarı elde edemeyince, 1913’te Babıali baskınını düzenledi. Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazamlığında yeni hükümet kuruldu. Mahmut Şevket Paşa, 11 Haziranda öldürülünce, Sait Halim Paşa sadrazam oldu. 1913-1918 yılları arasındaki bu dönem, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin doğrudan iktidar olduğu dönemdir (Bkz.İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ). 1912-1913 Balkan savaşları (Bkz. BALKAN SAVAŞLARI) ve 1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya savaşı (Bkz. DÜNYA SAVAŞLARI) imparatorluğun kaderini çizen savaşlar oldu. 4 Şubat 1917’de istifa eden sadrazam Sait Halim Paşa’nın yerine sadrazam olan Talat Paşa başkanlığındaki kabineler de bir başarı elde edemediler. Talat Paşa 1918 Ekiminde istifa etti. Bu arada Mehmet V Reşat 3 Temmuz 1918′de öldü, yerine Mehmet VI Vahidettin geçti. 30 Ekim 1918′de Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri’yle Mondros Mütarekesini imzaladı (Bkz. MONDROS MÜTAREKESİ). 1-2 Kasım 1918 gecesi Talat, Enver ve Cemal Paşalarla birçok ittihatçı yurt dışına kaçtı. Kasım 1918′de toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti Kongresi cemiyetin kapanmasına. Teceddüt Fırkası’nın (Yenilik Partisi) kurulmasına karar verdi. Mehmet VI Vahidettin. Anadolu’nun işgali sırasında yalnızca saltanatını korumak istiyordu. 21 Aralık 1919′da Meclis-i Mebusan’ı kapadı. İkinci Meşrutiyet dönemi de böylece sona ermiş oldu.

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın